Bolu Havadis

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Flash Haber
Kategori :
Haberin Tarihi :   31 Aralık 2016 - 00:33

AVUKATLARA YAPILAN OPERASYON!

Büyüt
Küçült
AVUKATLARA YAPILAN

 

Sesiyle Aladağların tüm ırmaklarını içimden geçirten, yüreğimi serinleten nazlı yârim telefonun diğer ucunda…

‘Hayırdır, sustun, ne yapıyorsun’ dedi.

‘Seni dinlerken bir yandan da Nihat Genç’i okuyordum’ dedim.

Ardından, mahcupluğumun yansıdığı ses tonuyla, işte dedim, bunun için o Nihat Genç oldu, bende Mehmet Demirci kaldım.

Sebep arayan soru cümlesini aynı mahcubiyetle cevapladım.

‘Adam şu ortamda hiç çekinmeden, korkmadan, gazetecilik onuruyla arkadaşlarını savunuyor. Bense Pazartesi gününden itibaren bir türlü cesaretimi toparlayıp tek cümle yazamadım’ dedim.

‘Yapma balım, senin cümlelerini de benim gibi binlerce insan beğeniyor ve seviyor. Kendine haksızlık yapma, ben seni cümlelerinde sevdim’ dedi.

‘Evet cümlelerimi seven insanlar olabilir ama Nihat Genç’i bu toprakların yazarı yapan yürek bende yok’ dedim.

İşte bu bir yazarın ölümüdür.

Ben öldüm!

Cümlelerim öldü!

***

Eserinizle övünebilirsiniz.

Başardınız, mübarek olsun!

Yıllardır, FETÖ’nün, her türlü tehditle, şantajla, baskıyla, polisiyle, savcısıyla, hakimiyle başaramadığını, başardınız ve Mehmet Demirci’nin yüreğine şüpheyi, kuşkuyu, korkuyu soktunuz.

***  

Hafta başı avukatlara yapılan operasyonda büyük bir gazetecilik ve yazarlık sınavı verdim.

Yazarlık onurum yüreğim ile aklımın arasında kaldı ve yenildim.

Yok oldum. Hiç oldum.

Şüphelerle yoğrulan beynim, gözaltılar ve ifadelerin devam ettiği süreçte cümlelerimi koparttı benden.

Oysa yazarlık onurumla, Nihat Genç gibi inandığım insanlar için, adalet adına, hukuk adına haykıra bilmeliydim;

‘Elif Temel’in gözaltına ne işi var! Elif'i neden aldınız? diye sorabilmeliydim…

Soramadım!

Kelimeler beni affetsin…

Bundan sonra ne yazarsam boş…

Bundan sonrası hikaye, okumasanız da olur!

Ha unutmadan, o özlemime sardığım, ağabey dediğim Cumhuriyet Savcısına; Ben Nihat abinin çakması bile olamam. Bana dair büyüttüğün tüm güzel cümleleri geri al benden ve yüzüme çarp, sonuna kadar hak etmediysem ne olayım…

***

Takip edenler bilir. 15 Temmuz sonrası, tüm hırçınlığımızı ve saldırganlığımızı bir kenara bıraktık.

Ömrümüzce davranmadığımız kadar hassas davrandık.

Aman kimsenin günahına girmeyelim, can yakmayalım, nasılsa artık devlet kademeleri vahametin farkındadır, onlara güvenip gazeteciliğimizi yapalım dedik…

2009 yılından itibaren büyük bir cesaretle ve onurla yürüttüğümüz mücadelemizi, vatan hassasiyetiyle hoşgörü ile besleyip yumuşattık.

Her zaman söyledim; FETÖ’cülerle cemaat sempatizanlarını veya vakti zamanında onlarla arkadaşlık kuranları ayırmamız gerekir…

Kandırılan ve İslam adına aldatılan kardeşlerimiz için 15 Temmuz bir tövbe kapısı yapalım.

Onlara gönüllerimizi açalım, kurtaralım ve ülkeye kazandıralım…

***

Peki, FETÖ’cüler kim, cemaate vakti zamanında sempati duyanlar kim?

İşte bu çok ince bir çizgi…

Lakin şunu söyleyeyim, gözaltına alınan 11 avukatın birçoğu FETÖ’cü değildi.

Ayrımı siz yapın.

Biz 15 Temmuz öncesi bildiğimiz birçok şeyi fermantasyondan bıraktık!

Köroğlu Gazeteciler Cemiyetine yapılan operasyonu unutmuş değiliz.

Ve diğerlerini…

Fakat biz bu kadar hassas davranırken, bazı kişilerin çıkıp, kıç lalesi karakter bütünlükleriyle bizlere saldırmasına da müsaade etmeyiz.

Neymiş efendim;

Mehmet Demirci, İmdat Aslan, Bülent Velioğlu olmazsa imiş hiçbir şey olmayacakmış.

Bu isimler haber yapıp kamuoyu oluşturuyorlarmış!

Bak civanım;

Yüreğini kaplayan bu fitne-fücurdan kurtul da meslektaşlarına sahip çık…

Sen FETÖ’den alacağın astronomik rakamlı davalarla uğraşırken, parasız, pulsuz onuruyla gazetecilik yapmaya çalışan ve örgütle mücadele eden meslektaşlarımı sana yedirtmem…

Geçelim!

***

Diğer taraftan, hala Mehmet Demirci’ye beddualarla saldıran, FETÖ’cüler var ki, işte cemaatten ayırdığımız kesim bunlardır.

Çünkü bu beddua sahipleri, kendilerini çok iyi bildiğimizin farkındalar.

Ve bize hiçbir şekilde dost olamazlar.

Gayri 15 Temmuz gecesinde niyetlendikleri ihanetin, başarısızlığının, hırçınlığı içerisindedirler.

Sakın ola, derin uykulara dalmasınlar!

15 Temmuz sonrası her akşam, her merdiven otomatiği yandığında sıçradıkları yataklarında rahat uyumasınlar...

O kapı gerçek anlamda elbette çalınacak ve siz, sözde Ergenekon kumpasında benim dostlarımın alındığı gibi alınıp, düzmece belgelerle değil, gerçek delillerle adalet karşısına çıkacaksınız.

Allah şahidimdir!

***   

Uzatmadan bitirelim ki, yarınlarda söyleyecek sözlerimiz olsun.

Bitirirken, yazmazsam rahat uyuyamayacağım…

Kapıdan içeri giriyorum, elinde nargilesi gözlerime bakıyor;

‘Hoş geldin Mehmet; bir kişi daha kazandınız! İmdat Aslan’a da söyle; Bundan sonra bende sizinle beraberim. Zaferi görmeden ölmem. Gerçek FETÖ’cülerle hesaplaşacağız!’

Elini sıkıyorum, yıllardır mahkeme salonlarında hesaplaştığım ve kavga ettiğim gözlerine bakıyorum;

‘Bizim kapımızda, gönlümüzde Allah ve vatan yolunda mücadele edecek herkese sonuna kadar açıktır. Hoş geldin Yüksel Bey’

 

 

 

 

 



Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
Etiketler :
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
DİĞER HABERLER

Son Yorumlar
Aslan karabey
Sinan barut olabilirmi acaba?
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Bolu Havadis | http://www.boluhavadis.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2019 - 2020