Bolu Havadis

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Flash Haber
Kategori :
Haberin Tarihi :   28 Kasım 2018 - 16:12

BİSİKLETE BİNEMEYEN ADAM!

Büyüt
Küçült
BİSİKLETE BİNEMEYEN

Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı bir bisiklet etkinliğinde bisiklete binemeyince basın tarafından alaya alınmış, istihza konusu edilmişti. O basının bilmediği, O Bakanın hayatında babasını hiç görememiş bir Öksüz olduğu, zor bir çocukluk geçirdiğinden, çocukluk döneminde hiç bisikletinin olmadığıydı.

 

4 Yıl Kadar önce bir Bisiklet etkinliğinde Bolu Belediye Başkanı Alaaddin YILMAZ  da kısa bir tur atarmış gibi yapıp, bisikleti bir hanımefendiye teslim ederek zevahiri kurtarmak isterken, kendisini bisikletin arka tarafında bulmuş, basının kendince alaycı ifadelerine maruz kalmıştı. Basının belki de bilmediği, zor çocukluk geçirenler, bisiklete çok iyi binemezler, eğer deniz kenarı bir memlekette değilseler çok iyi yüzemezler. Yani paraya ve maddi imkana dayalı bazı aktiviteleri çocukluk döneminde yapıp, meleke kazanamadıklarından, ilerleyen yaşlarında hep o içlerindeki ukdelerle yaşarlar. Bunu bilmeyen, ağzında gümüş kaşıkla doğanlar, muhataplarının durumlarını anlayamazlar bile.

 

Alaaddin YILMAZ’la 3 yıldan fazla yakın çalışma imkanı bulmuş birisi olarak, onun Belediye Başkanlığından ayrılma süreci ile ilgili bir şeyler söylemem gerektiğini, tarihe bir not düşülmesine de katkı sağlama ihtiyacını hissettim. Babasına bile torpil yapılmasına karşı çıkan, yağcılık işlerinden nefret eden bir karakterim olduğunu yakın tanıyanlar bilirler. O yüzden söyleyeceklerimin, Alaaddin YILMAZ’la Ağabey-Kardeş ilişkisinden başka bir ilişkimiz olmayacağı için yağcılık olarak değerlendirilmeyeceği kanaatindeyim.

 

Alaaddin YILMAZ (on binlerce insanla çeşitli posizyonlarda tanışmış, bir çok millet ve kavimden kişi ile iş hayatı, arkadaşlığı olmuş birisi olarak söylüyorum) Hayatımda gördüğüm matematiksel zekası, analitik muhakeme yeteneği en yüksek, beş kişiden birisidir. Müthiş hızlı düşünür, düşünmesi bitmeden de eyleme geçme ihtiyacı hisseder. Bu matematiksel zekaya yetişemeyen, onun önce saçmaladığını düşünür, satranç gibi beş hamle sonrasını ifade ettiği için de anlayamaz. Süreç işleyip, tamamlandıktan sonra onun ne dediğinin, ne yapmak istediğinin farkına varırlar. Süreç tamamlanana kadar da anlaşılmamanın verdiği kızgınlık, işi bitirme hedefine gitmede zaman kaybından dolayı da çevresini kırıp dökebilir. Alaaddin YILMAZ için en değerli şey zamandır. Bir şeyin yapılması kadar ne kadar sürede yapıldığı, bir insanın derdinin ne hızda çözüldüğü, hizmetin sunumunun insanlara imkanların elverdiği en kısa anda yapılıp yapılmadığı çok önem arz eder. Zamanla yarışan insanların Ortadoğu toplumlarında sevildiği de pek görülmemiştir. Ne acelesi var değil mi? Alaaddin YILMAZ, Dünya’da gördüğü güzel bir şeyin, aynı anda Hemşerilerine sunulmasını ister. Bir gün geç sunmak onun için başarısızlıktır. En iyisinin, En hızlı şekilde, En kullanışlı biçimde Bolulu hemşerilerine sunulması gayretindedir.

 

İşte bu hız ve en iyisini yapma çabası, duygusal yapısını bastırarak, bir an önce hedefe gitme, Bolu’nun bu zamana kadar kaybettiği zamanı kazanma isteği, Alaaddin YILMAZ’ın zaman zaman beşeri ilişkilerinde başına sıkıntılar açmaktadır. Son söyleyeceğini ilk baştan söylemesi, haksız bir talebe yüksek perdeden red cevabı vermesi, sürekli Bolu Halkının haklarını koruma adına, bazen de muhatabının talebinin sonunu dinlemeden (Başkan için uzun konuşmak da zaman kaybıdır. İlk sözcükle bütün projeyi anlayıp, bir an önce işe koyulmak gerekir) dile getirilen talebin haksız olduğu düşüncesiyle olumsuz cevap vermesi, insanlarda kırılmalara yol açmaktadır. Alaaddin YILMAZ’ın ana amacını bilmeyenler, zamanla yarış meselesinde bihaber olanlar, onun bu tavırları karşısında kırılmakta, içerlemektedir.

 

Birçok Devlet Adamı ile arka odalarda çalışma yapmış birisi olarak söyleyeyim ki; Ben Alaaddin YILMAZ kadar içi dışında bir adam görmedim. Arka odalarda ne söylüyorsa aynısını vatandaşa da söyleyip, yetinmeyip Ulusal Medya ekranlarında da tekrar eden bir adam. Şirin gözükmek için fırıldaklık yapmayan, sevilmek için müdanası olmayan, doğrunun bir an önce tecellisi için kestirmeden giden bir Adam. Türk Siyasetinde bu tipolojinin yadırganması da tabiidir.

 

Alaaddin YILMAZ’a nasıl yaklaşırsanız öyle bir durumla karşılaşırsınız. Kibirli tavırla gelip, “Ben önemli Adamım” diyen adamlarla ince dalga geçer, adam anlayamaz bile. Kibirliye kibirin babasını yapar. Haksız bir talepte bulunana (Bazen yanlış anlaşılıp, haksız talepte bulunduğu zannedilen kişiye de yanlışlıkla olabilir) yüksek perdeden konuşur. Herkes de öyle bilir, öyle tanır.

 

Bilmediğiniz Alaaddin YILMAZ, mazluma, yaşlıya kısık sesle konuşur, uzun cümle kurmadan sorununun, onun rencide edilmeden çözülmesi noktasında hareket edilmesini ister. Birçok garip, gurebanın sessiz duaları üzerindedir. Çocuk sevgisi, özellikle küçük kız çocuklarına merhameti dikkat çekicidir.

 

Alaaddin YILMAZ’ın makam kapısının kapalı gören yok denecek kadar azdır. Hemen herkes elini kolunu sallayarak girer. O kadar ki; İl dışından gelen randevulu misafirler bu durumdan rahatsız olurlar. Alaaddin Başkan için hemşerilerinden önemli misafiri olamaz.

 

Alaaddin YILMAZ, kaprissiz, kimsenin tahmin edemeyeceği kadar mütevazı bir adamdır. Benim bildiğim, oda parfümünün kokusu değişse ortalığı yıkan, gece yatarken yarın hangi makam aracına binsem diye hayaller kuran belde belediye başkanları vardır. Alaaddin YILMAZ’ın makam odasından makam aracına her türlü şeyi etrafındakiler düzenlerler. Bir kere şu değil de, şu olsun diye şahsi talebinin olduğunu duymadım. Uçak getir uçağa biner, Hacı Murat getir, Hacı Murat’a biner. Ne koltuk şekline dikkat eder, ne makam odasının rengine. Varsa yoksa iş, iş, iş! Kişisel hiçbir talebi olmaz.

 

Alaaddin YILMAZ, müthiş bir matematik zekaya sahip olmasına rağmen Parayla son derece kötü bir ilişkisi vardır. Sürekli iş odaklı, hizmet odaklı olmasına rağmen, Para’nın varlığı veya yokluğu ile ilgilenmez. Hatta zaman zaman “parayla herkes iş yapar, önemli olan parasız iş yapmak” sözünü tekrar eder. Ne Belediyenin kaç lira bütçesi kalmış onu bilir, ne de kendi cebinde kaç lira parası var, onu bilir. Paraya bu kadar değer vermeyen, bu kadar para mantığından uzak başka bir adam görmedim. Son derece cömerttir. Birisi gelip yüz lira istese vereyim der, bir bakarsın cebindeki kendi parası elli lira kalmış, onu verir. Belediyenin parasında ise aynı adam dünyanın en cimri adamına dönüşür. Beş kuruş lüzumsuz harcandığını fark etsin kıyameti koparır. Belediyenin ihale işlerine hiç karışmaz, sadece şu soruyu sorar “Bu firmanın bu işle ilgisi tecrübesi var mı? Zamanında bitirebilecekler mi?” Ne ihaleyi kime verdiniz? Ne de İhaleyi şuna verin gibi bir söylemi asla olmaz. Bu konuda ne siyaset dinler, ne eş dost hatırı. Kendisi zaman zaman şunu tekrar eder: “Biz Kimseye ihale vermeyiz, ihaleyi, gelip, göbeğinden işeyen teklifini verir, kendisi alır. Ben Bolu’nun bir lirasını kimseye yedirmem”

 

Amerikalılar her uydurma tiplerden sahte kahraman üretirken, bizler çocuklarımıza gerçek kahramanları anlatamıyoruz. Alaaddin YILMAZ’ın hikayesi bir başarı öyküsüdür, çocuklara öğretilmesi gereken, azim kahramanlığıdır. Yokluklar içindeki bir çobanın çocuğunun, Allah’ın yardımı ile zekası ve çabası sayesinde zirveye yükselişidir. Babası aylarca dağlarda sürü gezdiren, anacığı ile yokun bile yok olduğu bir hayat mücadelesini sürdüren, tek çıkışının okumak olduğunun farkına varıp, derslerine yapışıp, başarılı olan bir çocuğun hikayesi. Zamanında isteklerini içine yutup, vitrinlerine bile bakamadığı şehrinin yöneticisi olan bir çocuğun hikayesi. Hayatın kendisine hiç te iyi davranmadığı, düştüğü zaman insanların üzerine basıp geçeceğini küçük yaşlarda öğrettiği bir çocuğun hikayesi. Yükselirken tepesine vurulan, yaşama tutunmaya çalışırken elleri kaydırılan, yumuşak olursa kaybedeceği öğretilen bir çocuğun hikayesidir Alaaddin YILMAZ’ın hikayesi. Dertlerini kimseye söylemeyen, derdini söylemenin zayıflık ve acizlik olduğu kendisine bizzat hayat tarafından bildirilmiş, dik durabilmesi için sert olması gerektiğine inandırılmış bir çocuğun hikayesidir onun hikayesi. Hayatın kendisine adil davranmadığı bu çocuğa, gelin hepimiz vuralım, eğer vicdanımız elverirse. Döşüne bıçak sokulsa “Ih” demeyen, bel ağrısından ölse de gülümseyerek “İyiyim! Biz İyi Olmak zorundayız” diyen bir Çocuğun hikayesi.

 

Alaaddin YILMAZ meşhur bisküvi Biskrem gibidir. Dışı serttir ama içinde şahane bir yumuşak çikolata vardır. Dışındaki o sertliğin kaynağı, hayatın ona yaşattığı zorluklara karşın, kendisini koruma zırhıdır. İçindeki çikolata ise, yaşlıya, mazluma, garibe gurabaya yardımcı olma duygusudur. Çocukluğunda, gençliğinde yaşadığı zorlukları kimseye anlatmak istemez. Hayata karşı mızmız görünmek istemez, belki de duygusallığa kapılıp gözünün yaşarmasını istemez. Eski adamların dertler karşısında, yalçın kayalar gibi duruş gösterdiği gibi duruş göstermeyi tercih eder. Dikkatle bakarsanız bu sert adamın içinde başı okşanmamış, yoksul bir çocuk vardır.

 

Bütün Başkanlığı boyunca hafta sonu tatili bile olmamış, günde 2-3 saat gibi uyku uyumuş, Belediye Personelinden önce mesaiye gelip, gece yarılarında proje kovalamış bir adamdan bahsediyorsanız, gerginliğini mazur görmeniz gerekir. Yıllarca herkesin sizden bir şey istediği, alınca unutup, istediğini alamayınca yerden yere vurduğu bir işi yaptığınızı hayal edin, bu şekilde Alaaddin YILMAZ’ın yaşadığı duruma karşı empati duyabilirsiniz. Çok zor ve meşakkatli bir durumdur. Evin babası misali; yok demek yerine, bulmak ve yapmak zorundadır o makamlar.

 

Hizmetlerine gelince, Alaaddin Başkan’ın kendisine sayabilir misin derseniz, yaptığı hizmetlerin hepsini sayamaz. O kadar çoktur ki! Yapılanların önemli bir bölümü ya Türkiye’de ilk kez yapılan vizyon projeleridir veya Bolu halkına ilk kez sunulan projelerdir. Abant Kollektör Hattı, Düzenli Çöp Deponi sahası, Çöp Gazından Elektrik Üretimi, Katı Atık Ayrıştırma Ünitesi, Yeni Otobüs Terminali, Yeni Mezbaha, Karacasu Duble Yolu, Asfalt Plenti, Yeni Araç Parkı, Yeni Küçük Sanayi, Kızılay Afet Deposu, Stadyumun Tribün Kapatma ve Işıklandırması, Hayır Çarşısı, Mimarlar Odası, Gülezler Konağı, Büyük Çarşı Restorasyonu, Sultan Hamamı, Patates Pazarı, Atatürk Parkı, Karadere Kaynak Suyu, Yeni Belediye Binası,  İçme Suyu Arıtma Tesisi, Evsel Atık Arıtma Tesisi, Büyüksu Kollektör Hattı, Doğalgaz Hatları, Parklar, Sosyal Tesisler hizmetlerin yalnızca bir kaçı. Alaaddin YILMAZ Belediye’nin yapmadığı diğer kurumların yaptığı hizmetlerde de aktif rol alıp, ya proje ortağı olmuştur, ya bir işi üstlenmiştir veya Ankara’dan bir şeyin istenmesinde yıpratıcı bir etkiyle koparmıştır. Merhum Kemal Unakıtan’ın makamında, Unakıtan’ın Genel Müdürüne “Herkesi ikna ederim, bi şekilde kafeslerim de bu Alaaddin’i ikna edemezsin, en iyisi ver kurtul” dediğini dün gibi hatırlıyorum. Karadere Suları Bolu için hayati öneme sahip bir projedir. Alaaddin YILMAZ’ın Kaç Kez Veysel EROĞLU’na yıpratıcı baskı yaptığını, DSİ Bürokrasisini aşmak için neler yaptığını çok kimse bilmez. Bazı işler oluyor ama nasıl olduğunu bilen biliyor. Ankara’dan bir şey almak çok kolay değil, ısrarcı ve yıpratıcı olmak zorundasınız. Alaaddin Başkan bu konuda Ankara’nın gözünün kurdunu kırmayı başarmıştır.

 

Bolulu Hemşerilerim beni mazur görsünler ama; Bolu’da hiçbir şeyden şikayetçi olmadım, hep iyi insanlarla birlikte oldum, kurallara uyan, kredi borcunu ödeyen, ormanı kesmeyen, kaçak elektrik kullanmayan Bolululardan tek şikayetim, hakkını isterken hep nezaketle davranmaları yüzünden, haklarını alamamalarıydı. Bolu Tarım İl Müdürü iken, bedava koyun vereceğimiz mağdur çiftçileri ikna edene kadar göbeğim çatlamıştı. “Müdürüm! Ya! Bu koyunların borcunu ödeyemezsem, ya bir şey olurda Devlete borçlu kalırsam” endişesindeydiler. O Güzel İnsanlara, “Sen Borcunu ödemeye niyetlisin değil mi? Bundan sonra olacakları da Allah’a bırak. Bir şey olur da ödeyemezsen bırak da o da benim derdim olsun” demiştim.

 

Alaaddin Başkan, Bolulunun hakkını sökerek alan, asla vazgeçmeyen karakteri sayesinde Bolu’ya çok şey kazandırmıştır. Sert bir Adam olması, bu kısa sürede bu hizmetlerin kazandırılmasına vesile olmuştur. Yumuşak ve romantik karakterli bir Adam olsaydı, bu hizmetlerin yarısı bile gerçekleşemezdi.

 

Şimdi bulvar diye gezilen kilometrelerce yolun, sıfırdan ve belediye bedel ödemeden Bolu’ya kazandırılan yolların inşası Alaaddin Başkan’ın Bolu halkı ile kurmuş olduğu iletişimin sonucudur. Hepsinde onun emeği, alın teri ve ısrarı bulunmaktadır. Bulvar diye gezilen yerlerin tarla olduğunu 15 yaşındaki çocuklar bile hatırlarlar.

 

Alaaddin YILMAZ Bolu’yu Mühendis mantığı ile bütünsel bir anlayışla entegre olarak tasarlamış, bir pazılın parçaları gibi, parça parça işleyerek bu hale getirmiştir. Birçok yerde yanlış yapmış olabilir, birçok işi kendi potansiyeline göre çok daha iyi yapabilirdi diyebiliriz. Hizmetleri şöyle olsaydı diye eleştirebiliriz. Ancak Bugünkü Bolu’dan Alaaddin YILMAZ Belediyeciliğini çıkarın, geriye çok da yaşanabilir bir şehir kalmayacağını fark edeceksiniz.

 

Son sözüm; Alaaddin YILMAZ’ın bir şekilde üzüp, gönlünü kırdığı bazı Bolulu hemşerilerimize:

            Elbette kendi çerçevenizden haklısınız. Hizmet alırken inatlaşmalar olmuş olabilir, tartışmalar, kalp kırılmaları olmuş olabilir. Evinize basit bir tamir için usta çağırsanız, usta gelmese, geç gelse veya istediğinizi tam olarak yapamasa o gün gergin olursunuz. Alaaddin YILMAZ, on beş yıldır her gün; binlerce ustayı, on binlerce kişiyi ikna ederek, Bolu’nun çehresini değiştirmeye çalışırken, insani gerginlik içinde olması doğal değil midir? O da Etten ve kemikten yaratılmış bir beşerdir. Demir olsa çürürdü. Bir taraftan İşçiyi motive edecek, diğer taraftan müteahhidi takip edecek, siyaseten eleştirilere cevap verecek, ödemeler için para bulacak, Bürokratik engelleri aşmaya çalışacak. Bu hengamenin içinde şair ruhlu bir adam kalmıyor. Kalbiniz kırılabiliyor, sizin hoşunuza gitmeyen şeyler elbette olabiliyor.

 

Meseleyi şöyle düşünerek Alaaddin Başkan’a haklarınızı helal etmenizi istirham ediyorum. (Etmeseniz de sizin takdiriniz) “Bu Adam kendi kişisel bir işi veya çıkarı için mi benim kalbimi kırdı, yoksa Bolu Halkına bir hizmeti yaparken mi benim kalbimi kırdı?” Bu sorunuzun cevabının, Bolu halkına hizmet için olduğunu en iyi sizler bilirsiniz. Kendi kişisel, şahsi hiçbir tartışması olmaz.

 

Alaaddin YILMAZ’ın, belki de 20 sene sonra hizmetlerinin çok yönlülüğü anlaşılacak, Bolu’ya hizmet mührünü vurmuş Güzel bir Adamdır. Dostunun, düşmanının kabul ettiği, Büyük emeği vardır, büyük eserleri Bolu Halkına hizmete devam edecektir. Allah ondan Razı olsun.

 

Benim hiçbir hakkım yoktur ama varsa helal olsun, her daim Büyüğümüz, ağabeyimiz olarak kalacak ve başka alanlarda Bolu’ya ve insanlığa hizmeti devam edecektir.

 



Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
DİĞER HABERLER

Son Yorumlar
Çetobaşkan
Başarılarının devamını dilerim İsmail abi
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Bolu Havadis | http://www.boluhavadis.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2018 - 2019