Bolu Havadis

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Flash Haber
Kategori :
Haberin Tarihi :   21 Eylül 2017 - 00:30

MHP LİLER VE ÖFKE

Büyüt
Küçült
MHP LİLER VE

Rahmetli Başbuğ ülkücülerle münasebetinde oldukça yumuşak ve şefkat dolu bir üslup kullanır, hitap olarak ‘evladım, yavrum’ gibi saran, sarmalayan üslup kullanırdı.

Başta bu seviye olunca tabanda, partide ve ocakta birbiriyle son derece seviyeli konuşan, tartışan insanlar bulunurdu.

Ülkücü ve MHP’li denince boş konuşmayan, seviyesiz davranmayan, üslubuna azami dikkat eden ve Milli Kültüre uygun yaşayan, davranan insanlar akla gelirdi.

Rahmetli Başbuğ bütün konuşmalarında insanlara adeta tarih, kültür ve siyaset dersi verir, Gençlere kültür ve ahlak aşılar. Ölümüne kadar ülkü ocaklarında ülkücülere Türk Tarihi konusunda konferanslar verirdi.

Gençlere sürekli birbirini sevmelerini, birikimli ve donanımlı olmalarını, Türk milliyetçisinin erdemli, ahlaklı ve eğitimli olması gerektiğini anlatırdı.

Asla şimdi ki siyasetçilerin konuşma üslubu olan, şerefsiz, namussuz, alçak gibi seviyesiz kelimelerle hitap edilmesine asla müsaade etmezdi.

12 Eylül gibi tırpan vuran bir darbeye rağmen sevgi ve muhabbet dolu tavır ve davranışlarla ülkücüleri tekrar etrafına toplamış ve bu günkü yönetime dipdiri iktidara hazır bir parti bırakmıştı.

Şimdi ise MHP liler ve Ülkücüler öfke sendromuna kapılmış eski-yeni ülkücü gibi fitne tabirine sarılmış, iktidar olma hevesinden uzaklaşılmış tam bir kardeş kavgasının yaşandığı merkez olmuştur.

Hintli bir bilge öğrencileri ile gezinirken, Ganj nehri kenarında birbirlerine öfkeyle bağıran karı kocayı görünce, öğrencilerine dönüp sormuş: 
- İnsanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar? 
Öğrencilerden biri cevap vermiş: 
- Çünkü sükûnetimizi kaybederiz. 
Bilge yine sormuş: 
- Ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız? 
Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: 
- İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir. 
Öğrencilerini düşünceye sevkeden bilge tekrar sormuş: 
- Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? 
Öğrencilerinin sessiz kaldığını gören bilge kendi sorusunu kendisi yanıtlamış: 
- İki insan birbirini sevdiğinde, birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar. Çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. 
Öğrenciler düşünürken yine sormuş: 
- Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? 
Ve bu soruyu da kendisi yanıtlamış: 
- Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir. 
Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.

Şimdi MHP liler ve Ülkücüler şu soruyu sormalılar.

Birbirlerine yaklaşacak yollar açık mı?

 

KIBRIS

Önümüzdeki haftadan itibaren Kıbrıs’ı yazmaya çalışacağız.

Kıbrıslı Türkler, Türkiye’yi sever mi?

Kıbrıslı Türkler, Rumlara nasıl bakar?

Kıbrıslı Türkler nasıl yaşar?

Bu soruları etraflıca cevaplandırmaya çalışacağız.

Ama önce bir Kıbrıs fıkrası;

Girne garnizon komutanına, Başbakan’ı aracı koyan Kıbrıslı dayı asker tarafından paşanın huzuruna çıkarılır.

Paşa gayet meraklı ve nazik bir şekilde ağırlar Kıbrıslı dayıyı.

Malum ağır torpil var arada ve çok merak eder, konuyu!

Hoş beşten sonra Kıbrıslı dayı konuya girer.

Paşam benim iki evlatçığım var. İkisi de askerdir. Ben Pazar günleri gelirim evlatçıklarımı görmeye. Biri Erdemli kışlacığındadır, diğeri Haspolat kışlacığındadır.

Paşa; Evet ne yapabilirim onlar için?

Paşam gelirim kışlaya yakarım mangalcığı, atarım etcikleri ateşe bir güzel doyururum evlaçığın karnını. Ama zaman yetmez be paşam diğer evlatçığa gideyim yakayım mangalcığı pişireyim etçiği doyurayım gendine bir güzel. Vallahi çok sıkıntılıyım. Paşam kurtar beni bu sıkıntıdan.

Ne yapmamı istiyorsunuz? Der Paşa.

Paşam al gendilerini bir kışlaya geleyim sabahleyin yakayım mangalı pişireyim etçikleri ikisi birden yesın bende huzur bulayım.

 

 



Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
Etiketler :
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
DİĞER HABERLER

Son Yorumlar
Muharrem yaşlı
Evet Muhammed bey kardeşimiz çağ atlattı Bolu ya çok çalışkan ve sabırlı bir
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Bolu Havadis | http://www.boluhavadis.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2016 - 2017