Bolu Havadis

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Flash Haber
Yazının Tarihi :   14 Nisan 2017 - 22:06:31

ATATÜRK EVET Mİ DERDİ HAYIR MI?

Büyüt
Küçült
ATATÜRK EVET Mİ DERDİ HAYIR

Mutlu BİLGE

16 Nisan 2017de yapılacak olan Referandumun en güzel tarafı her iki cepheyi de yani EVET ve HAYIR cephelerini Atatürke kenetlemiş olmasıdır. Son günlerde başı sıkışanın Atatürke sığınması moda oldu. Bir taraf Atatürk yaşasaydı EVET oyu kullanırdı derken diğer taraf da tam tersi bir şekilde Atatürk yaşasaydı HAYIR oyu kullanırdı diyor. Her iki kesim de referandumda oy kullanacakları Atatürk üzerinden etkilemeye çalışıyor. Atatürkün topluma rehber olduğuna inanmaları şüphesiz önemli. Atatürk düşmanlığının hala prim yaptığı bu ülkede başı sıkışanın Atatürke ve Onun kurucu felsefesine başvurması ilerisi için umut verici.

 

Çünkü Mustafa Kemal Atatürk, 20. Yüzyılda Emperyalizme karşı direnişin sembolü olmuş, yok olmak üzere olan bir ulusu külleri üzerinden yeniden diriltmiş, bugün üzerinde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyetini kendisinden sonraki kuşaklara miras bırakmıştır. Bu bağlamda Atatürk yaşasaydı EVET mi derdi ya da HAYIR mı derdi sorusunun cevabını bulmak için ATATÜRKü ve yaşadığı dönemdeki mücadeleyi anlamak ve bugün yaşananlarla o dönemde yaşananları kıyaslamak gerekir. Ancak böyle bir kıyaslamanın sonucunda Atatürkün oyunun rengi konusunda bir fikrimiz olabilir.

 

Öncelikle HAYIR cephesinin şu tezine cevap vermemiz gerekir. HAYIRcılar diyorki, ‘bu kadar yetki Atatürke bile verilmedi. Bunu diyenler Türk Devrim Tarihinden bihaberler. Öncelikle bunu diyenlere şunu hatırlatmamız gerekir. Türk Devrimi, kendisinden önceki 1789 Fransız Devrimini örnek aldığı için Jakoben yani tepeden inme dayatmacıdır. Toplumu dönüştürme ya da modernleşme yolunda evrimci değil devrimci (hızlı ve kökten) metodu seçmiştir. Bunu yaparken de her ne kadar bir parlamentomuz olsa da milletvekili adaylarını Atatürkün belirlediği, Atatürke rağmen birinin milletvekili seçilemeyeceğinin kesin olduğu bir ortamda Atatürkün Meclise hakimiyeti düşünülürse, resmi olarak ‘Tek Adamlık yetkilerini almaya ihtiyacının olmadığı kolayca anlaşılabilir. Şevket Süreyya Aydemirin Atatürk dönemini anlattığı eserine ‘Tek Adam ismini vermesi de tesadüf değildir.

 

İkna olmayanlar alın size bir örnek! TBMMde Saltanatın kaldırılması konuşulurken bitmek tükenmek bilmeyen tartışmalar, münakaşalar devam etmektedir. Tam o esnada Atatürk Meclise gelir ve şu sözleri söyler: ‘Bu bir olup bittidir. Söz konusu olan; millete saltanatını, egemenliğini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız? Meselesi değildir. Mesele zaten olup bitti haline gelmiş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, mutlaka olacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce uygun olur. Aksi takdirde, yine gerçek gerektiği şekilde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir. Bu sözlerin ardından Saltanatı kaldırmak konusunda tereddüt eden Meclis 1 Kasım 1922de Saltanata son vermiştir. Şimdi burada Tek Adamlık mı vardır yoksa demokrasi mi vardır? Atatürkün tavrı elbette Devrimin Ruhuna uygundur. Ama hiç kimse de çıkıp alay edercesine böyle bir yetki Atatürke bile verilmedi deme ahmaklığını göstermesin.

 

Şimdi yine densizin biri çıkmış Referandumdan ‘EVET sonucu çıkarsa EVET oyu kullananları ve emperyalizmi İzmirde denize dökeceğiz diyor. Sorsan bu densiz Atatürkçüyüm der. Şimdi bu densize ve bunun gibi düşünenlere yine tarih içinde bir yolculuk yaparak cevap verelim. Bir defa sizin Atatürkçülüğünüz, Mustafa Kemal dönemi Atatürkçülüğü değildir. Sizinkisi Rahmetli Attila İlhanın deyimiyle Atatürkün ölümünün ardından kendisini Cumhurbaşkanı seçtiren İnönü Atatürkçülüğüdür. Yani her haltı yiyip suçu Atatürkün üzerine atan bir Atatürkçülük anlayışı. Bu yetkiler Atatürke bile verilmedi diyenler, Atatürke verilmeyen yetkilerin en daha aşırısının İsmet İnönüye verildiğini, kendisinin Milli Şef olarak anıldığını hatırlasınlar. Milli Şef döneminde Faşist İtalyaya ve Almanyaya methiyeler düzüldüğünü bilmiyorlarsa öğrensinler. Sonra da İkinci Dünya Savaşının ardından savaşı Müttefikler kazanınca Marshall Yardımları ve Truman Doktrini ile Atatürkün İzmirde denize döktüğü emperyalizme ilk önce kendilerinin kucak açtıklarını da unutmasınlar. Emperyalizme hem kendileri kucak açtılar ama yıllarca Rahmetli Menderesi Amerikancı olmakla suçladılar.

 

Şimdi EVET oyu verecekleri denize dökme hayali kuran densizlere şu hususları da hatırlatalım. 2007 yılı Türk Dış Politikasında bir kırılma noktasıdır. 2007 yılı öncesine kadar gelmiş geçmiş hükümetler, ekonomik sıkıntılar ve siyasi çalkantılar nedeniyle gelişmekte epey bir geri kalmış, geri kalmışlığın doğal bir sonucu meydana gelen dışa bağımlılık nedeniyle de milli çıkarlarına uygun özgün bir dış politika sergileyememiştir. Sürekli Batının özellikle Amerikan çıkarlarının Jandarmalığı rolü biçilen bir Türkiye, 2007 yılı itibariyle kendi çıkarları doğrultusunda bir dış politika ortaya koyunca ABDnin başını çektiği Batı Bloğu Recep Tayyip Erdoğanın liderliğindeki siyasi hareketin üzerini çizmiş ve o tarihten bugüne kadar da elbirliği ile Erdoğanı yıkmaya çabalamışlardır. Türkiyenin Orta Doğu ülkeleri ile yeniden diyalog kurması, İran ile kendi çıkarları doğrultusunda Doğalgaz ve Petrol anlaşmaları yapması Emperyalist Batıyı kızdırmıştır. FETÖnün ABDde ikamet etmesi ve orada beslenmesi, Almanya ve Hollanda başta olmak üzere bazı Avrupa Devletlerinin Türkiye karşıtı tutumları ve HAYIR Kampanyaları düzenlemeleri, PKK ve diğer terör gruplarının faaliyetlerine izin vermeleri güçlü ve bağımsız bir Türkiyeye engel olma gayretinden başka bir şey değildir. Şimdi EVET oyu verenleri İzmirde denize dökmeyi hayal eden densiz ve onun destekçilerine sormak lazım, siz hangi emperyalizmle mücadele ediyorsunuz? Atatürk yukarıda çizdiğim tablodaki gibi Batının Jandamalığını yapan bağımlı bir Türkiye ister miydi? Ve Atatürk, hangi Türkiye manzarasına oy verirdi dersiniz? 2007 öncesinin emperyalizme bağımlı Türkiyesinden yana olanlar mı yoksa 2007 yılından sonra başlayan süreçte bağımsız Türkiyeden yana olanlar mı Atatürkün tercihi olabilir?

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve bazı sivri zekalılar da tutturmuşlar 15 Temmuz Kontrollü bir darbeydi diye. Darbe literatürüne yeni bir kavram kazandırdılar. ‘Kontrollü Darbe Birkere darbelerin kontrollüsü olmaz. Darbe bir kere başladı mı nerede ve nasıl biteceği belli olmaz. Darbeciler kelle koltukta gezerler. Bu konuda merak edenler Şevket Süreyya Aydemirin İhtilalin Mantığı adlı kitabını okusunlar. Talat Aydemiri hatırlayın. İki kere darbe girişiminde bulundu. İkincisinin bedelini hayatıyla ödedi. Şimdi epey bir süreden beri tek adamlıkla diktatörlükle suçladığınız Recep Tayyip Erdoğan, madem ki bir diktatör, o halde neden darbe yapma gereği hissetsin. Diktatörlerin bütün güçler elinde toplanmıştır. Yok illa kontrollü darbe yaptı diyorsanız neden kontrollü darbe yapsın ki? Başladığı işi bitirirdi. Parlamentoyu dağıtır, bütün siyasi partileri ve sivil toplum örgütlerini fesh eder, liderlerini ya astırır, ya tutuklatıp hapseder ya da sürgüne gönderirdi. Neden başladığı işi yarım bırakıp, hem bir yandan sizin özgürce boş boş atıp tutmalarınıza tahammül etsin hem de neden tek adamlığa geçmek için referandum yapma gereği duysun? Kontrollü Darbe saçmalığınız da çürüdü mü? O halde söyleyin Atatürk sizin destekledğiniz HAYIRa mı destek verirdi yoksa EVETe mi? ‘Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir diyen Atatürk sizin saçmalıklarınıza oy verir miydi sanıyorsunuz?

 

Atatürk Partili Cumhurbaşkanı olmuş, İsmet İnönü Milli Şef olmuş, Celal Bayar da Partili Cumhurbaşkanı olmuş, 27 Mayıs Darbesinden sonra gelenler ise, rahmetli Turgut Özal hariç, statükonun ve Onun destekçisi CHPnin Cumhurbaşkanı olmuşlar ama gel gör ki Erdoğana Partili Cumhurbaşkanı olamazsın diyorlar. Neden olamazsın diyorlar? Çünkü ABD istemiyor, Almanya, Hollanda ve diğer Avrupa Devletleri istenmiyor. Çünkü Dünya Sistemini kuran Emperyalistler istemiyor. O halde söyleyin Atatürk Emperyalizmin desteklediği HAYIRa oy verir miydi?

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR




Son Yorumlar
drkok
İstifa etmedi İSTİFA ETTİRİLDİ. Çarşamba günü YÖK denetçileri geldi durumu ilettiler ya istifa
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Bolu Havadis | http://www.boluhavadis.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2016 - 2017