Bolu Havadis

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Flash Haber
Yazının Tarihi :   03 Eylül 2016 - 12:30:50

İDEALİZMDEN REALİZME CELABRUS OPERASYONU

Büyüt
Küçült
İDEALİZMDEN REALİZME CELABRUS

Mutlu BİLGE

 24.07.2013 tarihli ‘Türkiyeye Kürt Kuşatması başlıklı yazımda şunları yazmıştım; ‘ Suriye’de iç savaş, ikinci yılında bütün dehşeti ve acımasızlığıyla devam ederken, Arap Baharı adı altında sözde özgürlük ve demokrasi vaadiyle halkları isyana kışkırtanlar da bu mega ölümlerin yaşandığı ve birbiri peşine tekrarlandığı sahneleri izlemeye devam ediyor. Libya’da ayaklanma başlar başlamaz BM kararına bile gerek duymadan sabırsızca hava saldırısı başlatan Fransa ve O’na destek veren İngiltere ve ABD neredeler ? Kendi sömürgeci ve politik çıkarları söz konusu olmadıkça bu ülkeler harekete geçmezler. Libya Ulusal Konseyi’nden petrol imtiyazlarını kopardıkları için harekete geçen bu ülkelerin Suriye’den koparacakları bir imtiyazları yok. Bu nedenle Suriye’de duruma göre politika uygulamayı yani kim kazanmaya yakınsa ona göre tavır almayı uygun görmüşlerdir. İsyanın başında Beşar Esad’ın karşısında gibi tavır alan ABD ve AB, Esad’ın Rusya’nın da desteği ile direnmesi ve Suriye’nin güneyinde Türkiye sınırları boyunca uzanan bir bölgeyi Kürtlere teslim edip özerklik vaad etmesi üzerine Esad’a karşı söylemleri de değişmeye başladı. Körfez Savaşı ile Irak’ın Kuzeyi verilen Kürtlere Suriye İç Savaşı’yla da Suriye’nin güneyi verilerek Akdeniz’e kadar uzanan bir bölgede Türkiye’yi tehdit edecek ve istikrarsızlaştıracak bir kuşatma hedefleniyor. Bir de Türkiye’de başlatılan sözde barış süreciyle eyalet sistemine geçilir de Kürtlere bir özerklik verilirse öteden beri özlemi çekilen yani Sevr Anlaşması hayali olan Batı kuklası Büyük Kürdistan Devleti’ne giden adım atılmış olacak. Özerk Kürdistanla Kuzey Irak ve Güney Suriye’deki Kürt yönetimlerin birleşip bağımsızlık ilan etmeleri Batı’dan hemen destek bulacaktır. Bu nedenle Türkiye’nin daha Suriye İç Savaşı’nın başında ABD ve AB’nin söylemlerine inanarak Esad’a karşı aceleci ve kesin tavır alması yanlış bir dış politikadır. Suriye sınırında PKK uzantısı PYD hâkim olmadan gereken politik ve askeri adımları atmak zorundadır. Bunun bir yolu Özgür Suriye Ordusuna ve Türkmenlere silah yardımı olabilir. ‘

 

Tarih 26.08.2016. Türk Ordusu sınırın Suriye tarafına geçerek Özgür Suriye Ordusuyla beraber Cerablusu elinde tutan DAİŞe ve karışıklıktan istifade ederek Fıratın Batısındaki Türkmen Bölgelerini ele geçirip sözde bir Kürt Yönetimi oluşturmayı hedefleyen PYD/YPGye karşı operasyon başlattı. Operasyon hemen etkisini gösterdi ve Cerablus Özgür Suriye Ordusunun denetimine geçerken, PYD/YPG de Fıratın Doğusuna çekilmeye başladı.2013ten bugüne kadar aradan üç yıl geçti. Türkiye, Suriye sınırındaki kendisini tehdit eden bu unsurlara karşı operasyon yapmak için neden üç yıl bekledi?

 

 Türkiye, herşeyden önce Arap Baharı safsatalarına inanmış, Esadın hemen devrileceği yönünde bir yanılgıya düşmüştü. Aslında Esadın devrilmesi kısa vadede Türkiyenin güvenliği için bir tehdit demekti. Dünya üzerinde Demokrasi ihracı bahanesi ile otoriter yönetimlere karşı yapılan ve otoriter yönetimlerin devrilmesi ile sonuçlanan bütün müdahaleler, o ülkelere demokrasi yerine istikrarsızlığın neden olduğu kan ve gözyaşı getirmişti. Bunun örnekleri için çok fazla uzağa gitmeye gerek yok. Saddam Rejiminin devrilmesi ile Irakta ve Kaddafinin devrilmesi ile Libyada yaşananlar hala tazeliğini korumaktadır. Türkiye için toprak bütünlüğünü koruyan istikrarlı bir Suriyenin varlığı, demokrasi adına istikrarsızlaştırılan ve terör örgütlerine alan kazandırılan bir Suriyeden çok daha iyiydi.  Ancak Küresel Aktörler Suriyede istikrarsızlığı kendileri için uygun görmüşlerdi. Öyle de oldu ve meşru hükümetin egemenliğini kaybetmesi ile birlikte ülkede çok çeşitli grupların hem rejimle hemde birbirleri ile savaştıkları bir iç savaş başladı.

 

Türkiye bu durum karşısında başlangıçta bir uluslararası ilişkiler teorisi olan İDEALİZMİ benimsemişti. Yani uluslararası krizlerin uluslararası toplumla birlikte ve uluslararası örgütler aracılığı ile barışçıl yollardan çözüleceğine inanıyor ve bu doğrultuda hareket ediyordu. Bu yaklaşım, aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürkün ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh ilkesi ile de bağdaşıyordu. Ancak Suriyedeki istikrarsızlık derinleştikçe, vahşet ötesi boyutlara ulaşan iç savaş ortamında Batı Emperyalizminin tarihsel Sevr Anlaşması hayalleri yeniden canlanmış, Türkiye topraklarının bir bölümünü de içine alacak şekikde yeniden paylaşım hesapları doğrultusunda kurulması istenen Büyük Kürt Devletine zemin hazırlamak adına, Suriye sınırları boyunca uzanan ve Kuzey Irakla bütünleşen bir alana yerleştirilen Kürt Gruplarla Türkiye, Kürt kuşatması altına alınmak istenmişti.

 

 Üç yıl bekledikten sonra İDEALİST politikayla bir yere varılamayacağını anlayan ve güvenliğinin tehlikeye düştüğünü gören Türkiye, Cerablusa başlattığı operasyonla artık İDEALİST politikayı terkettiğini, bir başka uluslararası ilişkiler yaklaşımı olan REALİZMi benimsediğini göstermiş oluyordu. REALİZM e göre uluslararası ilişkilerde devletlerin en öncelikli amacı kendi güvenliklerini sağlamaktır. Güvenliklerini sağlamanın yolu da güce başvurmaktır. Devletlerin güce başvurmasında da en etkili araç şüphesiz ordudur. Türkiye, topraklarına hergün düşmeye başlayan füzeleri ve etrafında sağlanmak istenen Kürt kuşatmasını görmüş, güvenliğinin tehlikede olduğunu anlamış, kendi güvenliğini sağlamak ve ulusal hedeflerine ulaşmak için askeri güce başvurmayı seçmiştir. Başta ABD olmak üzere AB ve diğer küresel güçlerin gerçek amaçlarını gizleyerek yanıltıcı barış söylemlerine daha fazla itibar edemeyeceğini, kendi göbeğini kendisinin kesmesi gerektiğinin farkına varmıştır. Zira uluslararası ilişkilerde söz sahibi, güçlü bir aktör olabilmenin yolu, bağımsız kararlar alabilmekten ve askeri operasyonel gücünü kullanabilmekten geçmektedir. Türkiye kendi insiyatifiyle askeri operasyonel gücünü Cerablus operasyonu ile kullanabileceğini göstermek istemiştir. Bunun bir örneğini 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatında görmüştük. Batının oyalama taktiği olarak kullandığı barış görüşmelerinden sonuç çıkmayacağını gören Türkiye, bir gece ansızın Kıbrısa askerlerini indirivermiş, hem Kıbrıs Türk Halkının hem de kendi stratejik güvenliğini sağlamıştı. Cerablus Operasyonu da bir anlamda hem bölgedeki Türkmenlerin yok edilmesini önlemek ve kendi stratejik güvenliğimizi sağlama hareketidir.

 

 Cerablus Operasyonu ile İdealizmden Realist politikaya geçen Türkiye, bütün Dünyaya, artık kendi güvenliği söz konusu olduğunda sınır ötesi müdahalelerden de kaçınmayacağını göstermiş oluyor. Böylece başta ABD olmak üzere diğer emperyalist devletler,  binlerce kilometre uzaklardan gelip sınırlarımızda operasyon yaparken, bizim sınırlarımızda olup bitenleri sadece izlemekle yetinmemizin ezikliğini de gidermiş oluyoruz.

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR




Son Yorumlar
Muharrem yaşlı
Evet Muhammed bey kardeşimiz çağ atlattı Bolu ya çok çalışkan ve sabırlı bir
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Bolu Havadis | http://www.boluhavadis.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2016 - 2017