Bolu Havadis

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Flash Haber
Kategori : GÜNCEL
Haberin Tarihi :   16 Şubat 2020 - 15:40

BOLU’YA DAİR DİLİME DOLAŞANLAR-6-

Büyüt
Küçült
BOLU’YA DAİR DİLİME

 

“Güzeli sahiplenmek ve güzelde dalıp kalmak herkesin;

Olması gereken güzeli bulup çıkartmak

Gözlere ve gönüllere kazandırmak,

Er kişinin işidir.” Derken, Sahi, nerede kalmıştık?

 

../…

Balık olup içinde yaşamak da, hakikat gözü ile göremedikten sonra okumak, okuyup bir yerlere gelmek de çözüm değil. Olaya ilim ve irfan ile bakmasını bilmedikten sonra ne söylesek boş. Bilgi, görgü ve tecrübeyi akıl ve iz’an havanında döverek karıştırıp, düşünce süzgecinden geçirerek, hayata dair güzeli, doğruyu ve gerçeği gösterecek bir unsur elde etmeyi beceremedikten sonra felâha değil felâkete koşuyor insan. Zira münakaşanın adabını bilmeyenin, münazarası, münazarayı bilmeyenin müşaveresi, müşaveresiz olanın da müsameresi hiç olamaz derlerdi, doğrudur. Tıpkı şehirleşiyoruz diye hava atarken çoğu kez Nemrutça, Firavunca şerleştiğimizi anlayamadığımız gibi. Şehirde yaşayanlar ve bu şehrin sahipleri olarak, geleceğimizi ilgilendiren her konuda sormak, araştırmak ve sahiplenerek hassasiyet göstermemiz gerekiyor ki geleceğimiz, gelecek kuşaklarımız emniyet altında olsun. İnatlaşarak, kim ne yaparsa yapsın duyarsızlığı ile  ya da her yapılana muhalefet olarak değil; doğruya doğru, yanlışa yanlış diyerek, ele ele vererek, işbirliği ve fikir alış verişi ile iş yapmak yahut işleri yaptırmak asıl olmalıdır. Ehil olana danışmalı ve iş ehline verilerek yaptırılmalıdır. Asıl becermemiz, başarmamız gereken bu. Turizm olsun mu, tabi ki olsun. İstemeyenin de kaç canı varsa çıksın. İyilik, güzellik, refah istenmez mi? Ama sadece birileri para kazansın diye değil, akıllı, bilinçli ve bu işi gayet iyi bilen elin gavurunun yaptığı gibi, mahvetmeden, eyvah ve keşkelerin en az olduğu; gelecek nesillerin haklarını da koruyacak şekilde yapılsın. Tabiat, gelecek nesilden aldığımız bir emanet değil miydi? Emaneti unutmak, kişisel çıkara, günlük kâra kaptırmak veya ehline vermemek iyi bir davranış diyorsanız,  yazılanı unutun gitsin, hepsini geri aldım sözüm yoktur!

 

Ben Evliya Çelebi’nin övgü ile bahsettiği Bolu’yu, yeşil Bolu’yu görmek, yeşilliği ve ağaçları ile övünmek istiyorum. Merakımı mazur karşılasınlar; şu parkları bahçeleri tasarımlayıp düzenlerken, güzelim mevcut yaşlı ağaçlara kini, garezi olup, özellikle kuruması için diplerini karıştıran mı var? Eski halini çok iyi bildiğim Atatürk Orman Parkı’nda düzenleme sonrası mevcut ağaçlardan ne kadar çok kuruyan ve kesilen olduğu ve halen kurumanın devam ettiği ilgililerin bilgisi dahilindedir sanırım. Yine, çocukluğumuzun panayır alanı Karaçayır Parkında kesilenler hariç, yaşlı ve güzelim akasyalar, dişbudak, meşe ve söğütlerin kuruduğunu yerinde görmek mümkün.  Anıtpark yine öyle. Vali Konağının güzelim ağaçları bile bu dizayn ve düzenlemenin şiddetine dayanamayıp kurudu ve kesildiler, kalanlar da kesilecekler. Ben; park ve bahçelerdeki uzmanların görevi ağaçları kurutmak mı, yaşatmak mı sorusuna cevapta şaşırıyorum.  Vahşice budamaları görünce yüreğim kanıyor. İçimden kim bu beceriksiz ağaç katili, elleri kurusun diyesim gelmiyor desem yalan olur. Dikili olana hayat hakkı vermeyip, itina ve özen göstermeyenin, yeniden diktiğine bakışı, özeni nasıl olur ki? Bizim çocukluğumuzda bu şehirdeki yeşillenen ağaçlar, meyveler, dibinde gölgelenilen çamlar, meşeler, söğütler, kavaklar, ıhlamurlar anlatılırdı. Şimdilerde, ganimet sayılıp, yaşına boyuna bakılmadan kesilip, masaya oturağa heder edilen; park diye düzenleme yapılan yerlerde kurutulan ağaçlara iyi ki kurudun, kuruduğun için sana kem söz, kem göz değmesin, seni kurutan ellerimize, köküne kibrit suyu döken bilgimize maşallah diye nazar boncuğu takılarak süslenmesi konuşuluyor, manşet yapılıp, methediliyor olmasına aklım duruyor, söz bulamıyorum!!!  Bu coğrafyanın güzelim ağaçlarını yok ederken, ithal ağaçlara binler, milyonlar vererek yollara, park ve bahçelere, meydanlara dikilmesinin büyük öngörü ve başarısının engin mutluluğunu duyması gereken ben, eski, sözüm ona cahillerin, cahillikle yaptığı güzellikleri dile getiriyor, eskiye, eskilerin imkânsızlıklarla tatmayı başardıkları yüksek, ruh okşayan zevkine özeniyorum nedense? Ama biliyorum ki, ithal ağaçlar ve bitkilerle sadece bitki veya ağacı değil, onunla birlikte burada ne sorun, ne hastalık çıkarıp yayacağını bilmediğiniz börtü böcek ve canlı organizmaları da getiriyoruz ve asla bunun bir problem olacağını da düşünmüyoruz. Tıpkı bedavadan ithalle gelen, ama sıcak yaz günlerini haram eden çözemediğimiz canımız yanınca suçunu boş yere tavukçulara, güvercinlere attığımız Kanada menşeyli Ağ Kanatlı Meşe Tahtakuruları gibi. Bolu’da leylandi ve mazı kültürünün şehirin yeşillenmesi, bir park bahçe yahut röfüj düzenlemesi akla geldiğinde vaz geçilmez, olmazsa olmaz hale geldiğini görüyor yaşıyoruz.

Devam edecek…

 



Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
Etiketler :
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
DİĞER HABERLER

Son Yorumlar
ahmet yaman
sayin editor sizden ricam cezaevlerinde calisan infaz ve koruma memurlarinin yaptigi bu fedakarligi
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Bolu Havadis | http://www.boluhavadis.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2019 - 2020