Bolu Havadis

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Flash Haber
Kategori : GÜNCEL
Haberin Tarihi :   23 Şubat 2020 - 18:57

TV ve KÜLTÜRSÜZLÜĞÜN KÜLTÜRÜ

Büyüt
Küçült
TV ve KÜLTÜRSÜZLÜĞÜN

 

İnsan...

Henüz derinliğine okunup izahı yapılmamış bir roman...

Kıymeti ölçülemeyen bir hazine...

Mor dağların arkasındaki sır...

Bilineni çok ama hâlâ meçhul..

Bütün potansiyeli ile sınırlı, ama sonsuza vurgun bir seyir defteri var.

 

Her ne kadar “bilmek “ için yaratılmış ise de, kendi bilinmezlikleri içinde çırpınıp durmaktadır. Akıl fikir sahibidir. Bağırır, kızar, vurur, vurulur, sınırlı ama sonsuzluk hasreti içinde… Cermi küçük, ama cürmü büyük. Kan da döker, gözyaşı da... Bazen kahkahalarla güler, bazen hüngür hüngür ağlar… Öfkesi de var, sevgisi de… Bütün bunlara bakınca, insanın hayatında duyguların önemi küçümsenemez. İnsanın bu özelliklerini bilen toplum mühendisleri, boş durmamakta; kendileri için kazanç, vatandaşlar için erozyon oluşturacak girişimleri izlenme yüzdesi uğruna sürdürmektedirler.

 

Artık cumhuriyeti kuran çileli kuşak, yavaş yavaş ahiret yolcusu olmaktadır. Onların hatıraları TV’lerden dikkatlice yayınlanmadı. Gaziler konuşturulmadı. Hatıralarına hürmeten rahat bir hayatta yaşatılmadı. Ancak, bayram törenlerinde mecburi olarak seremoninin bir parçası oldular. Sembolik kaldılar. Halbuki onlar kahramandı. Kahraman olmak öyle kolay değildir. En sevdiğiniz şey canınızdır, onu ortaya koyuyorsunuz. İşte bu kahramanlar canlarını ortaya koydular. Öyle samimi, öyle saf ve temiz ki, düşmanlar bile gıpta ettiler. Kolay mı? Yedi düvele karşı bir avuç kahraman. Hatta bu kahramanlar fazlasını yaptılar. Türk Devleti’nin Cumhuriyetini de kurup cumhura armağan ettiler. Mazlum, mağrur, onurlu, haysiyetli, sefil ama dik başlı kahraman adamlar gibi yaşadılar. Erkekçe düştüler, ama kahpece yükselmediler. Onlar toprağı vatan yapıp, Al Bayrak üstüne bayrak istemediler. Bir ülkede kahramanlara hürmet yoksa, o ülke kendini savunacak kahramanda bulamaz. Davranış mühendisleri bunu da iyi bildikleri için kahramanlıkla ilgili ne varsa sansür koydular. Sözlü kültüre de, görüntülüye de el koydular... Neye değer veriyorsanız onu değersiz gösterdiler. Neyi saygı ile karşılıyorsanız, onu ucuzlatmanın çarelerini aradılar.

 

Bunca saldırıya rağmen, ayakta kalabilmeyi başaran Anadolu çocukları; yağız yüzlerinde yol yol olmuş kırışıkların, yine yol yol akıttığı alın teri... Çanakkale’de:

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda,
İstiklal uğrunda, namus yolunda,
Can veren Mehmed’in yattığı yerdir. 

Diyecek kadar kararlı. Polatlı Şehitler Abidesinde: “Biz burda düşmana bir mezar kazdık/ Can verdik Türkiye yaşasın diye/Al kanla Sakarya tarihi yazdık/ Millete bir vatan ettik hediye” diyecek kadar mağrur ve mütevazi...Alçaklık ile alçakgönüllülüğü seçebilecek kadar ferasetli...Amasya’da; Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır,” diyen bir avuç namuslu kahramanın feryadı. Erzurum’da: “Vatan bir bütündür, parçalanamaz” diyerek Türk’e ömür biçenlere indirilmiş bir darbe.. Ovadaki başak sarısı, gökyüzünün mavisi, denizin dalgası...  İşte bütün bunlar Anadolu yaylasının sahipleri, Türk çocukları... Ama cumhuriyet çocukları örtülü bir ihanetin içine doğru hızla sürüklenmektedir. 

 

İnsanı bir bütün olarak ele aldığınız zaman göreceksiniz ki, zihin hayatı ile duygu hayatı arasında önemli bir ilişki vardır. Zihin hayatını ucuz şeylerde doldurursanız, duygu hayatının değeri ucuzlar. Moral değerleriniz bir bir küçümsenir, bir de bakarsınız ki, duygusuz, yozlaşmış, dejenerasyona uğramış, melankolik, apatik tipler ile karşı karşıya kalmışsınız.Yani dejenerasyon için zihin alt yapınız hazırlanmış. Onun için duygular önemlidir, bu duygular insanların psikolojik süsleridir.

 

Duygular insanların iyi ve kötü hallerini ortaya koyar. Çocuklarda ve gençlerde duygu yükü küçümsenmeyecek oranda ağır basmaktadır. Ergenlerin bizim ülkemizde delikanlı diye adlandırılması boşuna değildir. Onlar idealist ve tez canlıdırlar. Olup bitenlerden çabuk etkilenir, hemen tepki gösterirler. İşte gençlerimizin değerine değer katan onlardaki kültür sevdasıdır. Bazıları ısrarla küçümsese de, bayrak sevdan, vatan sevgin yoksa, memleket türküleriyle içlenmiyorsan; Bingöl çobanlarının kavalının sesi seni kendinden geçirmiyorsa, ya da bir Sivas halayında kendini bulmuyorsan,  yörük yaylasındaki sazın sesi gözyaşını sele çevirmiyorsa; bütün bunların, senin gözünde bir kıymeti yoksa, senin de bizim yanımızda bir kıymetin olamaz.  Otların ömrü de bir mevsim kadardır. Bu entel kafanla bu insanları hala küçümseyen biriysen, ot kadar hükmün bile yoktur. Türk çocuğu papazın sözüne değil, Gençliğe Hitabedeki Atatürk’ün sözüne itibar etmelidir. O sözleri okuyup, haldeki  memleketi seyretmelidir; bu aziz milletin değerlerini yozlaştırmak için kimlerin daha çok gayret içine girdiklerini gözlemelidir. Birileri bazı kelime ve kavramları öç alma duygularını saklamak için sutre yapıyorsa, bilsin ki  o kimse millet düşmanlığına oynuyordur. Varlığı toprak olan bir insanın, vatanını sevmesi kadar doğal bir duygu olamaz. Bu sevgiyi aşırı bulanlar, yada öyle niteleyenler de soy  özürlüdürler.

 

Kalbinde vatan sever bir ideal adamının imanı, ruhunda kendine güvenen insanların azim ve iradesi, kafanda yarın ki Büyük Türkiye’nin  büyük düşünceleriyle yol almalısın. Yol almak, bilimin verilerini kullanarak yeterliklerini geliştirmektir.

 

Analar bebeklere ninni söylemiyor...

Efeler zeybekleri, dadaşlar barları unuttu. Gençler, bir Türkmen düğününde eğlenmiyorlar. Bilim adamları yalnız ve kimsesiz...Film adamları  setlere, topçular stadyumlara, popçular barlara sığmıyor. Artık TV.lerde  etik ve erdem kalmadı.  “Biri Bizi Gözetliyor”, “Ünlüler Çiftliği”, “Gelinim Olur musun?”,” Benimle Evlenir misin”, “Bizim Evde Neler Oluyor?”,  “Yalnız değilsin” vs. gibi yapımlarla bir tür kadınlar harasına döndü. Kadın kavramı bizzat kadınlar tarafından ucuza alınırken, erkek tavrı sergileyemeyen bir sürü şöhret mensubu, insanlar, üfürükten dizilmiş lafların sanat  değeri olduğunu sanıyorlar. Bunlar sanat ortamına sunulmuş salatadan sözlerle sarhoş olmuşlardır. Yahya Kemal’in bir mısra için 14 yıl beklediğini düşününce üfürükten lafların ucuzluğunu daha iyi anlıyoruz. Bütün bunlara rağmen, ailedeki asıl kuvvet  anaların kuvvetidir. Bir toplumun yıkımı aileden başlar. Eğer bu başarılmışsa gerisi önemli değildir. O halde ailede ki sağlam anaların,  his ve heyecanları, heves, moda, çıplaklık kültürü ile teslim alınmalıdır. Birileri program yapacak diye zavallı birinin hikayesinden daha iyi malzeme mi olur? Onları öyle gaza getirirsin ki, akil insanların ara bulmasını, yada durumu düzeltmesini tümüyle ortadan kaldırırsın. Öyle bir zihin alt yapısı oluşturulmaktadır ki, değerlerin en anlamlısı değersiz oluşlarıdır, diye söylemler ortaya çıkabilir. Artık barış elçisi geçinenler Kerkük’te sönen ocakları ve kaybolan canlar için mesai yapmıyorlar. Onlar cumhuriyetin kuruluşunu, Atatürk’ün doğum tarihini bilmeyen mankenlerin defilelerini izlemekle meşguller. Kadın ve erkek haralarının bu kadar çok olduğu bir memlekette aile hayatının ayakta kalması tartışma götürür.

 

TV. haralarında entel havalarından geçilmez.

Anadolu’da bir söz vardır. “Ne yaptığı yenilir, ne elinden su içilir.” O kadar pişkindirler ki, sözde kültürel hakların kullanılmasını, üniter ve milli devletin yıkılmasına tercih etmektedir. Bunu da Batılı  dostlarının (!) dost fikirleriyle, kardeş duygularıyla, insan hakları teranesiyle yapar. O Batılı dostlar (!) milyonlarca insanı katlederken acımıyor da, bir kuşun petrole bulunmasına gözyaşı döküyor. İncinmelerimiz şimdiki zamandaki acılarımızdır. Kızgınlıklarımız geçmişteki çektiğimiz acılar içindir. En büyük üzüntümüzde endişe olarak zihnimize yerleştirdiğimiz gelecekteki kaygılarımız olacaktır. Cumhuriyeti kuran kahramanların karşısında mahcup duygularla eziliyoruz. Cumhuriyetin nimetlerini hara kültürü olarak algılayanlara kızgınız....

 

Üzgünüz... İşportaya düşmüş bilgi ile birkaç ecnebi cümlenin arkasına sığınarak bilimcilik oynamasına da tamam denebilir. Ama, cumhuriyeti kuran irade temeli “kültürdür” demişse de, bunlar kültürsüzlüğün kültürünü yaşayan entellerdir.

 



Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
Etiketler :
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
DİĞER HABERLER

Son Yorumlar
ahmet yaman
sayin editor sizden ricam cezaevlerinde calisan infaz ve koruma memurlarinin yaptigi bu fedakarligi
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Bolu Havadis | http://www.boluhavadis.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2019 - 2020