Bolu Havadis

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Flash Haber
Kategori : KADIN
Haberin Tarihi :   07 Ağustos 2020 - 17:37

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NEDİR-NEDEN YAŞATIR?

Büyüt
Küçült
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NEDİR-NEDEN

 

İstanbul Sözleşmesi adı ile bilinen “KADINLARA YÖNELİK ŞİDDET ve AİLE İÇİ ŞİDDETİN ÖNLENMESİ ve BUNLARLA MÜCADELEYE İLİŞKİN AVRUPA KONSEYİ SÖZLEŞMESİ” 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılmıştır. Bu sebeple kısaca İstanbul Sözleşmesi olarak anılmaktadır.

 

Türkiye Cumhuriyeti sözleşmeyi ilk imzalayan ve onaylayan ülke olmuştur. Sözleşme, yürürlük maddesi gereğince 10 ülkenin onaylamasının ardından 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

Ülkemizde ise 29 Kasım 2011 tarih ve 28127 sayılı resmi gazetede yayınlanan 6251 sayılı kanunla sözleşmenin onaylanması uygun bulunmuştur. Resmi gazetede yayınlanma  tarihi olan 29 Kasım 2011 itibari ile de kanun yürürlüğe girmiştir.

 

İstanbul Sözleşmesi Uluslararası Hukukta kadına karşı şiddet ve aile içi şiddet konusunda yaptırım gücü olan, bağlayıcı, bağımsız bir denetim mekanizması kurulmasına yer verilen ve şiddetin kadın erkek eşitsizliğinin bir sonucu olduğunun vurgulandığı ilk sözleşme olması niteliğinden dolayı çok büyük önem arz etmektedir.

 

Sözleşmenin 1.maddesine göre sözleşmenin amacı;

Kadınları ve Aile Bireylerini şiddetten korumak Kadına Yönelik Şiddet ve aile içi şiddeti kovuşturmak, önlemek, şiddet mağduruna ve failine destek politikaları oluşturmaktadır. Yani sözleşme ile taraf devletlere çok önemli yükümlülükler getirilmiştir.

 

Sözleşmenin 12.maddesinde taraf devletlerin kültür, örf ve adet, din, gelenek veya sözde “namus’un” sözleşme kapsamında yer alan şiddet eylemlerinin bir gerekçesi olarak kabul edilmemesini güvence altına alacağı belirtilmiştir. Özellikle ülkemizde vahşice işlenen kadın cinayetlerinin ardından aldatma, yada aldatma şüphesinin (çoğu zaman doğru olmadığı görülmektedir) ileriye sürülmesi dikkate alındığında çok önemli bir maddedir.

 

Yine sözleşmenin hemen hemen her maddesinde, madde başlığına göre taraf devletlerin kadının güçlenmesi ve korunması için, şiddetin önlenmesi için gerekli tedbirleri alması gerektiği belirtilmektedir.

 

Sözleşme taraf devletlere çok önemli yükümlülükler getirmektedir. Örneğin yaygın eğitim faaliyetleri, kültürel faaliyetler, uzmanlık eğitimleri, mağdurlara koruma ve destek ve yine mağdurun hukuksal başvuru yollarına sahip olmasını sağlamak, önleyici ve koruyucu tedbirleri almak v.s. gibi çok önemli yükümlülükler getirmiştir.

 

Benim konuşmacı olarak katıldığım seminer ve konferanslarda dinleyenler hatırlayacaktır. Her zaman şiddet uygulayan kişilerin tedavi edilmesi, neden şiddet uyguluyor bunun sebebinin tespit edilmesi için rehabilitasyon merkezleri açılması gerektiğini belirtmişimdir. İşte İstanbul Sözleşmesinin Önleyici Müdahale ve Tedavi programları başlıklı 16.maddesinde aynen “Taraf devletler, aile içi şiddet faillerinin daha fazla şiddet eyleminde bulunmalarını engellemek ve şiddet içeren davranış kalıplarını değiştirmek üzere kişiler arası ilişkilerinde şiddet içermeyen davranışı benimsemeleri için failleri eğitmeyi hedefleyen programların oluşturulması veya desteklenmesi için gereken yasal veya diğer tedbirleri alır” denmektedir. Daha fazla açıklamama gerek yok sanırım.

 

Yine özellikle belirtmek istediğim sözleşmenin 14.maddesi ile “taraf Devletler kadın erkek eşitliği, kalıplaştırılmayan toplumsal cinsiyet rollerini, karşılıklı saygıyı, kişiler arası ilişkilerde şiddetten kaçınma temelinde çatışma çözümünü, kadına yönelik cinsiyete dayalı şiddet ve kişisel bütünlük hakkı meselelerinin resmi müfredat içerisinde ve eğitim  sürecinin her düzeyinde öğrencilerin gelişim kapasitelerine uygun olarak öğretim materyallerinin içerisine dahil edilmesi için uygun olan durumlarda gerekli adımları atar” denmektedir.

 

Ülkemizde İstanbul Sözleşmesinin imzalanması ve 6251 sayılı kanun ile onaylanmasından sonra 08/03/2012 tarihinde 6284 sayılı “AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN” kabul edilmiş ve 20/03/2012 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

 

Her ne kadar uygulama da bazı sıkıntılar yaşansa da kanaatime göre eksiklikler olsa da kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi açısından çok önemli bir kanundur ve mutlaka yürürlükte kalmalıdır.

 

Özetle İstanbul Sözleşmesi taraf devletlere getirdiği yükümlülüklerle yaptırım gücü olduğu, denetim mekanizması olduğu için korur.

 

İstanbul Sözleşmesi taraf devletleri, şiddetin önlenmesi noktasında en ince ayrıntısına kadar yapılması gerekenleri zorunlu kıldığı için korur.

 

İstanbul Sözleşmesi barış zamanlarında ve silahlı çatışma durumlarında uygulanması gerektiği için korur.

 

İstanbul Sözleşmesi eğitime verdiği önem ve zorunluluklar sebebiyle korur.

En önemlisi İstanbul Sözleşmesi 6284 sayılı kanunun dayanağı ve teminatı olduğu için korur.

İstanbul Sözleşmesi yürürlükte kalmalıdır.

6284  sayılı yasa yürürlükte kalmalıdır; ve tam olarak uygulanmalıdır.

                                                                       

                                                                                                Sağlıcakla kalın.

 



Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
DİĞER HABERLER

Son Yorumlar
Sabri
Bolu nun kadrini Bolu da yaşıyan bilir. Gerçekleri dile getiren her kişiyi
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Bolu Havadis | http://www.boluhavadis.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2019 - 2020