Bolu Havadis

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Flash Haber
Kategori : KÜLTÜR-SANAT
Haberin Tarihi :   21 Ocak 2020 - 19:24

BİR TEPSİ BAKLAVA

Büyüt
Küçült
BİR TEPSİ

 

Sonbaharın sararan yaprakları kışın habercisi. Yeni bir sabah  ve yeni bir güne başlamanın tatlı telaşı. Çocuklar sırtlarında çantaları gözleri yarı açık okulun yolunda ilerliyorlar. Güneş yüzünü gösterir mi ki bugün? “Hele okula bir varayım sıcak bir bardak çay içeyim.” diye geçiriyorum içimden.

 

O da diğer çocuklar gibi giriyor kapıdan. Sırtında siyah çantası, üstünde sarı ve yeşil karışımı kabanı, gözlerinde uyku mahmurluğu.

 

Sınıfta tek başına oturuyor. Canı sıkılıyor haliyle, sağa sola sataşmayı seviyor. Herkes tahtadaki yazıyı defterine yazarken Hasan sadece bakıyor. Uzun uzun bakıyor. Bazen dalıp gidiyor tahtada esrarengiz şekiller oluşuyor, içini bir sıkıntı kaplıyor, saç diplerinden iç organlarına kadar kendini sıkıyor.

 

 “Neden okuyamadım?” Sorusu göz bebeklerinde bir kıvılcım oluyor.

Arkadaşlarına bakıyor herkes bir şeyler yazmanın ve öğrenmenin telaşında. Dersleri o da dinliyor sorulara cevap vermeye çalışıyor ama hep bir şeyler eksik. O eksiklik,  büyüyor büyüyor, yüreğinde  kocaman kapkara bir çukur oluşturuyor.

 

Teneffüslerde arkadaşlarıyla oynamak istiyor ama kimsenin umurunda olmuyor. Çok saf ve temiz bir yüreği var Hasan’ın. Çoğu zaman arkadaşlarını kızdırıyor.

Çocuklar şikâyet etmeyi severler bundan değişik bir haz alırlar. Hasan’ı çok şikâyet ediyorlar, Hasan kalemimi aldı, Hasan bana vurdu, Hasan… Hasan… Bütün yaramazlıkları yapan o değil fakat adı  “Hasan yaptı.” oluyor .

 

Öğrenciler okulun ilk günlerinde yaşadıkları heyecanlara alfabeyi öğrenince yeni heyecanlar eklerler. Emek ve zorlu bir süreçten sonra hedeflerine ulaşırlar. Bu onların öğretmenleri için de mutluluk kaynağıdır. Artık yeni bir kapı ve önlerinde  uzun bir yol açılır . Yeni bilgiler öğrenmek, her şeyi okuyabilmek, yazabilmek ve her geçen gün büyümek. Okuyarak yazarak büyümek.

 

Yirmi dokuz temel harfi öğrenmek bazen de çok zordur. Bazıları zor öğrenir. Özel ilgi özel çaba gerektirir. Hasan altıncı sınıfta. Dikkat eksikliği var onda. Hasan’a geç olsa da destek eğitimi verilmesi kararlaştırılıyor.

 

Önce alfabedeki sesli harflerden başlıyoruz. A, E, O,Ö,U,Ü,I,İ.Hasan en çok Ü sesinde takılıyor .

“Horozun çıkardığı ses mi?” diyor. Başlıyor ötmeye. Öğretmenler odasından kesik kesik bir horoz sesi duyuluyor. Birinci grup seslerle okuyabiliyor bir süre sonra. Hasan’ın dikkatini toplamak o kadar zor ki. Çalışmaya başlamadan önce uykumuzu açmak için horoz sesi çıkartıyor. Zamanla Denizli horozu oluyor bu ötüşler. Kesintisiz ve uzun uzun. Odaya gelenler önce şaşırıyor sonra gülmeye başlıyorlar. Hasan artık iki hece, üç hece, dört hece okuyor. Soruları bitmiyor Hasan’ın.

“ Öğretmenim dövüş etseler kangal mı yener kurt mu yener? Akşam ayıların belgesel filmini izledim, iki tane keçi alacak babam ben besleyeceğim onları …”

Hasan’ı dinliyoruz zevkle. Sonra iki, üç hece daha okuyoruz. Günler böyle geçip gidiyor. Hasan beni ve diğer arkadaşımı zorluyor .”Ü “sesini iyi öğrendi Hasan. Ü’lü hecelerle ilgili sorun yok. Gelen giden horoz gibi öt bakalım diyor. Hasan komik aynı zamanda. Ne yaparsa yapsın ona kızamıyoruz. İşte Ekim ayı da bitiyor. İkinci ve üçüncü grup sesleri verdik. Hasanla bir adım ileri iki adım geri gidiyoruz. Ümidimizi kaybettiğimiz anlarda “Sabır acıdır meyvesi tatlıdır.”atasözü geliyor aklımıza sabırla çalışıyoruz.

 

Zamanla öğretmenler odasında “Hasan okurdu, Hasan okumazdı” bir mesele halini alıyor. Biz “Okuyacak !”diyoruz bazı arkadaşlar gidişata bakıp “Zor okur, ilerleme kaydedemiyorsunuz !”diyorlar.

 

Bu arada Hasan aslında elinden geleni yapıyor. Geçen gün“Artık okumak istiyorum öğretmenim.”dedi. Ben de

“ Neden?”diye sordum.

“Öncelikle biraz daha büyüyünce askere gideceğim orada okuma yazma bilmediğimi öğrendiklerinde çok utanırım. Ehliyet de almam lazım ben araba kullanmayayım mı? İşe girerken diploma sorarlar bana. En önemlisi de şu babaannemin, halamın, annemin dilinden kurtulmak istiyorum. Yeter artık sorup duruyorlar ha bire beni sıkıştırıyorlar .”

 

Haklı çocuk, hangi zamanda yaşıyoruz. Bu kez Hasan’ın gözlerinde bir ışık parlıyor.  Gerçekten okumak istiyor.

 

Kasım ayı sonlarında öğretmenler odasında Hasan’ın okumaya geçip geçemeyeceğine dair bir iddia oluştu. Biz “Hasan “15 Ocak” tarihinde okumaya geçecek.” dedik. Hasan’ın durumunu gözlemleyen arkadaşların çok ümidi yoktu. Sonraki günlerde her şey daha başkalaştı. Hasan’a sık sık okuma alıştırmaları yaptırdık. Her okumanın sonunda Hasan bir çikolata alıyordu.

 

Nihayet bütün sesleri tamamladık. Kimi harfte ayı taklidi yaptık, kimi harfte arı sesi çıkarttık, bazen köpek gibi havladık, bazen kedi gibi miyavladık.

15 Ocak Çarşamba günü Hasan’ın o büyük sınavı vardı. Birinci sınıf öğretmenleri ilk okuma yazma kitaplarını alarak Hasan’ı imtihan ettiler. Hepimiz biraz telaşlı, biraz meraklı, biraz da korkarak Hasan’ın dudaklarına bakıyorduk. Hasan çok yavaş da olsa kitaptan iki paragraf okudu. Öğretmenler oy birliği ile okuduğuna karar verdiler.

 

Öğleden sonra bir tepsi baklava masanın üzerinde afiyetle yenmeyi bekliyordu.

 



Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
Etiketler :
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
DİĞER HABERLER

Son Yorumlar
Aslan karabey
Sinan barut olabilirmi acaba?
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Bolu Havadis | http://www.boluhavadis.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2019 - 2020