Bolu Havadis

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Flash Haber
Kategori : KÜLTÜR-SANAT
Haberin Tarihi :   23 Şubat 2020 - 18:53

BOLU’YA DAİR DİLİME DOLAŞANLAR-7-

Büyüt
Küçült
BOLU’YA DAİR DİLİME

 

“Güzeli sahiplenmek ve güzelde dalıp kalmak herkesin;

Olması gereken güzeli bulup çıkartmak

Gözlere ve gönüllere kazandırmak,

Er kişinin işidir.” Derken, Sahi, nerede kalmıştık?

../...

Kendi yerli ağaçlarımızla ilgili yaşadığımız bir anıyı anlatmadan da geçemeyeceğim. Amerika’da bir bulvara dikilen ve o caddeye adı verilen Türk fındığı ağacını yabancı bir yayında görmüş okumuş ve özenmiştik. Niye bizde de olmasın derken oldu! Eski Başkan Alaaddin Beyin olaya ve bu ağaca olumlu bakışı sayesinde başarıldı! Zekai Konrapa Bulvarına, Şehitler Caddesi ile Atatürk Orman Parkı arasına Türk fındığı fidanları dikildi. Yerlerini de sevdiler. Tutmayan yok denecek kadar az oldu. Peki sonra ne mi oldu? Yanılmıyorsam dikilişlerinin üçüncü yılı idi. Günlerden cumartesi sabahı. Orta röfüjlerde can hıraş bir çalışma var. Camımız o yana baktığı için dikkat kesildik. İşçiler dikilen onca fidanı, tutmuş boylanmış olmalarına bakmaksızın acımasızca kıyım yaparak bir hışımla söküyorlar. O gün üzüntü ve şaşkınlıkla telefonla “Niçin sökülüyor, neden bu fidanlar heder ediliyor?” sorusuna cevap ararken park bahçeler yetkilisi “Başkanın emri var!” deyince yapacak bir şeyimiz, hızlı söküm değil, adeta fidan yolmaca karşısında bir şey yapacak zaman da kalmamıştı. Sonra öğrendik ki; o dönem Park Bahçelerden sorumlu Başkan Yardımcısı, Ziraat Odası’nda da görev almış İsmail Bey “Ağaçlar büyüdüğünde fındık verecek ve yollara dökülecek. Onu toplamak isteyen çocuklar kazaya sebep olabilir, bunun sorumluluğunu alamayız.” diye düşünmüşler. Boylanıp, dallanıp köklenerek ancak onsekiz-yirmi yıl sonra mevye verebilecek tohumdan yetiştirilmiş bu fidanların idamına ferman vermiş. Bizim değerlerimize, bizden olana bakışımız bu. Elin Amerikalısı onu en işlek bulvara dikerken mevye verip, vermeyeceğini; insanların bunları alıp almayacağını bilmediğini, düşünmediğini mi sanıyoruz? Adamlar onun egzoz gazına olan dayanıklılığına ve görünümündeki estetik ile çevreye vereceği olumlu katkılarına bakarak muhtemel taa buralardan tohumunu alarak yetiştirip dikiyorken bizde leylandi ve mazı kültürümüzü geliştirip, ithal ağaç listemizi zenginleştiriyoruz vesselam. Yine de gönlüm şehirde caddelerin Türk Fındığı fidanları ile süslenip, bezenmesini arzuluyor, o zamanı özlüyorum. İçinde bulunduğum Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bolu Şubesi’nce proje olarak köy ve mahalle yollarının Bolu’ya ait mevye ağaçları ile ağaçlandırılmasını önermiştik. Bu hızla yok olma noktasına gelen birçok meyve türümüzün korunmasını ve devamını da sağlayacaktı ama maalesef sonuçsuz kaldı. Mazı ve leylandiye ile ithal ağaçlara yenildik..

 

Bizde olaylar ve yapılan iş, çoğunlukla ilim ve bilimi, yaşanmış tecrübeleri yok veya gereksiz görüyor. Çünkü, işlerin yöneticilerin bakışına göre değerlendirilip, yapılması doğru bilindiğinden; ilime, bilgi ve onca tecrübeye yere serilen kilim kadar değer verilmiyor çoğu zaman.  Anı, günü yaşamak ve kurtarmak işin en kolay ve en cazip olan yanı. Zahmete katlanmayı bilmeyince ve sabrı zor görünce kolaya uyuyoruz, avunuyoruz gidiyor.

 

Her şehrin tarihten gelen bir sivil mimarisi, resmi mimarisi, her memleketin eskiden gelen bir mimari estetik anlayışı vardır. Her yerin evi, konağı yapılışı, gösterişi, kullanışı, yapısı bakımından farklılık arz ediyor ve kültürel bir değeri oluşturuyor. Bu geleneksel şehir mimarisindeki estetik güzellikler gözden kaçırılmadan yapılarda devamının teşvik edilmesi, korunması; gelişen teknik ve çağın ihtiyaçları ile harmanlanarak şehrin farklılığını ortaya koyan bu geleneğin yaşatılması aklıselimin gereği olmalıydı. ‘Özgün Bolu Sivil Mimarisi’dir diye göstereceğimiz yeni yapılan bir eseri ben görmedim, var mı bilmiyorum. Şehre hiç de estetik katmayan, tarihi görüntüye hançer, üst üste konmuş varıl görünümlü, kullanışsız Belediye Binasını halkın engin görüşlerine bırakıyorum. Bazen sükutla ciltlerin almayacağı kadar şey anlatılır. Anlamak isteyenler de anlarlar.   Şehrin bu mimari dağınıklığının vebalini ucuz maliyetli, çok kazançlı sabun kalıbı binaları çizenler ve her hangi bir estetik kaygı düşünmeksizin, bir şehir estetiği prensibine sahip olmayı düşünmeden onaylayanlar çeksin. Şehrin, şehirleşirken prensip edilen bir estetiği, yerleşim yerine göre belirlenen tip, kat gibi mimari koşulları belirlenmiş bir yapılaşması, mimari planı olmasının şehre ne zararı olur ki? Karmaşa ve kargaşa halinde bir yapılaşma bakanı da, içinde yaşayanı da işin doğası gereği rahatsız etmeli. Bolu’da bu rahatsızlık ne kadar duyuluyor merak ediyorum.  Uygulamalara bakınca Bolu’nun imar ve şehir planlamasının müteahhit düşünce ve uygulamasından kurtarılmasına olan ihtiyaç ayan beyan ortada değil mi?

Devam edecek...

 



Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
Etiketler :
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
DİĞER HABERLER

Son Yorumlar
ahmet yaman
sayin editor sizden ricam cezaevlerinde calisan infaz ve koruma memurlarinin yaptigi bu fedakarligi
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Bolu Havadis | http://www.boluhavadis.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2019 - 2020