Bolu Havadis

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Flash Haber
Kategori : KÜLTÜR-SANAT
Haberin Tarihi :   08 Mart 2020 - 16:01

BOLU’YA DAİR DİLİME DOLAŞANLAR-8-

Büyüt
Küçült
BOLU’YA DAİR DİLİME

 

“Güzeli sahiplenmek ve güzelde dalıp kalmak herkesin;

Olması gereken güzeli bulup çıkartmak

Gözlere ve gönüllere kazandırmak,

Er kişinin işidir.” Derken, Sahi, nerede kalmıştık?

 

Akmayan tıkanan trafiği, sorunlara gömülen otoparkları, altyapısı, üst yapısı, sıkışan daralan, yılan gibi kıvrılan, birbirini karşılamayan yolları; kentsel plan ve bu plandaki görmediğimiz estetik, şehrin hızlı ve kontrolsüz gelişimi, binalardaki kat sayısı, mahallelerin mimari estetiği vs,  şehre daha bilimsel, akılcı ve kalıcı, kişisel rantlara dayalı değil, gelecek kuşaklara, yaşayanların yaşama haklarına ve refahlarına dayalı bir şehirleşmeye, yapılaşmaya olan ihtiyacını haykırıyor. Paris’teki yola benzeyecek dediğimiz İzzet Baysal’da gezerken, tabelalara bakarak yürüyenin, kendisini Paris ya da Londra’da zannetmesi gayet normal. Anormal olan ayağına takılan beton kırığı ya da kalkmış bir görme engelli yol kılavuzu, yahut karo taşı; kara kümbetler gibi oraya buraya konulmuş zevksizliğin reklamını gösteren yol saptıranlar, kasaba ruhunun tezahürü bozulmuş beton satıh ve şaşkın kurşun gibi ne zaman çarpacağı belli olmayan bisikletler, rastgele düşünülmeden yapılmış, yürüyene tuzak bisiklet yolu. Burada yürürken hülyası, göz ve ruh estetiği, psikolojisi bozuluyor insanın. Toplum olarak her zaman acısını, zahmetini çekmekten usandığımız inatlaşarak yaptıklarımızla telafisi nerdeyse imkânsız olan zararlarımızın yerine; nedense anlaşarak, konuşarak bir iş yapmaya gayret etmiyoruz. Sosyalleşemiyor, şehirleşemiyoruz ama köylülüğü de unuttuk. Refahı, huzur ve şehirde yaşamanın mutluluğunu duymak, hissetmekten aciz kalıyoruz. Hiçbir işimizi yemek arkası kaymaklı tatlı keyfinde kâra, refaha da dönüştüremiyoruz. Yönetenler ve yönetilenler açısından anlaşacağımız, elbirliği, fikir birliği, işbirliği etmemiz gereken kararlarda idrak, irfan, iz ’an ve aklıselim ile bağlanacak yollarımızda nedense hep enfeksiyonlu ve iltihaplı irinle tıkalı oluyor, birbirimizi anlayamıyoruz bu da ayrı, ama önemli bir araştırma konusu.

 

Şehre yapılan Çevre Yolu’na bakınca, nasıl kıydılar bu şehre demekten alamıyorum kendimi. Yolun geçtiği her nokta insanlar için “yoldan önce” yahut “yoldan sonra” diye milattan önce ve milattan sonra olacak kadar ayırıcı ve ötekileştirici çirkinlik abidesi. Güzelim verimli ovayı kıvrıla kıvrıla dolanan bu yol aslında “Geleni Geri Çevirme”, bu şehirdekileri de “Çevre Yolu Surları İçine Hapsetme” olayından başka bir şey değil. Reva görenlerin kendisi de, yedi ceddi de hortlasın. Yapılacak Çevre yolu aslında şehri rahatsızlık vermeden en kısa sürede terk etmek amaçlı, şehir dışından şehrin belli yerlerine en kısa sürede varmak için yapılır. Bu yolların amacı insana zulüm, yaşayana içine tıkıldığı kale duvarı, güzelim verimli ovaların onarılmaz şekilde heder edilmesinden başka ne yarar sağlayacağını bilemedim. Yol medeniyet, kolaylık, rahatlık ve üretimi, çalışmayı değerlendiren geliştiren bir unsurdur diye biliyoruz ama bu şehrimize yapılan yol bu bildiklerimizin çok yanlış ve eksik olduğunu haykırıyor yüzümüze. Allah aklı selimin galip gelmesine vesile kılsın, mevcut yapılan hali ile kalmasına yardım etsin.

 

Ayrılalı uzun zaman olmasına rağmen, Bolu’ya olan, Bolu tarih ve kültürüne olan ilgimi bilenler zaman zaman arayıp, bilgi yahut sıkıntılarını aktarıyorlar. İstanbul’da öğretim görevlisi bir kardeşim arayıp, Bolu ile ilgili belediyenin bastırdığı kitaplara ihtiyacının olduğunu söyledi. Yaptığı görüşmelerde görevliden “Artık belediyenin kitap basmayacağı ve mevcut kitapları dağıtmayacağı” bilgisini alabilmiş. İnanamadım!!! Eskinin bilgiye ve kitaba olan bağnazlığını asla aklıma getirmek istemem. Şaşırmadım da desem yalan olur. Telefonun ucundaki arkadaş; “Bolu ile ilgili basılan kitaplardan araştırmalarda kullanılacak temel olan kitapların mutlaka dağıtılması elzem” diyor. Saraybosna’dan ve Kafkaslardan misafir gelen araştırmacıların bunları özellikle üniversitelerine edinmek istediklerini, kendisinden özellikle talep ettiklerini söyledi.  Ama temin edememekten yakındı. Tabi benim burada diyecek sözüm ne olabilir. Karar vericiler, idarede, şehrin yönetiminde olanlar; şehre yakışanı, kendilerine, bilgi ve vicdanlarına yakışanı yapacaklardır diye umuyorum. Geçmişin kitaba yapılan baskı ve zulümlerini unuttuk; korku ve endişe taşımıyoruz. Askeri darbe dönemi değil ki, kitaplar havuzlara doldurulup yakılsın yahut kalorifer kazanları artık kömürlü ve odunlu değil ki, yine atılıp yakılsın. Seka da yok artık atık kağıt niyetine kitaplar heder edilsin. Sonra artık günümüzde yetişen insanlar kitabın ne olduğunu, bilginin ne olduğunu biliyordur diye inanıyoruz. Zira gelinen noktada kitabın ve bilginin zararından değil kitabı değerlendiremeyen, bilgiyi yanlış kullanıp kendine, etrafına zarar verenlerden söz ediyoruz. Çünkü, günümüzde beğenilip beğenilmemesine bakılmaksızın yazılan her kitabın, kayda geçirilen bir düşünce veya bilginin zamana, yüzyıla kalemle, fikirle vurulan bir damgasıdır diye bakıyoruz.

Devam edecek...

 

 

 



Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
Etiketler :
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
DİĞER HABERLER

Son Yorumlar
Sabri
Bolu nun kadrini Bolu da yaşıyan bilir. Gerçekleri dile getiren her kişiyi
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Bolu Havadis | http://www.boluhavadis.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2019 - 2020