Bolu Havadis

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Flash Haber
Kategori : KÜLTÜR-SANAT
Haberin Tarihi :   19 Ağustos 2020 - 17:51

YAPRAĞIN SON DANSI

Büyüt
Küçült
YAPRAĞIN SON

 

Hafif bir rüzgâr eşliğinde ağacın dalından aşağıya sarkan tek bir yapraktı gördüğü. Hayal mi görüyorum diye tekrar baktı, yaprak boşlukta tek başına duruyordu.  Ağacın dalından ve diğer yapraklardan uzakta ama onlarla iç içe. Sağa sola, öne arkaya, sallanıp durdu günlerce. Gördüğü hayal değildi. Yaprak boşlukta tek başına sallanıyordu. Az ötede diğer yapraklar vardı. Onlar da rüzgâra rağmen dala tutunuyorlar, rüzgâra karşı koyuyorlardı.

 

Onu balkondan izledi günlerce.  Yanına gidip fotoğrafını çekmek istedi ama korktu. Düşerse diye korktu. Uzaktan seyretmek güzeldi. Sahi ne tutuyordu onu boşlukta?

“Ya bizi ne tutuyor boşlukta. Zorlama olarak bağlandığımız hayallerimiz mi? Yarına bağladığımız umutlarımız mı?” diye geçirdi içinden.

Dudaklarının kenarında garip bir gülümseme ile  “Tıpkı benim gibi, insanlarla iç içe ama yalnız.” Dedi.

 

Bugün yine aynı şekilde kalktı yataktan, uykusuz, mutsuz. Buzdolabının kapağını açtı. Zeytin, peynir, annesinin elleriyle yapıp gönderdiği çemen, artık kurumak üzere olan maydanoz, birkaç domates. “Alışamadım yeni hayatıma.” diye söylendi. Domatesin birini ince ince doğradı. Çeyrek ekmek arasına peynirle beraber tıkıştırıp hızla atıştırdı.

Acele ile çıktı evden. Geç kalmamak için adımlarını hızlandırdı. Okulu çok uzakta değildi. Okula yakın mahallede ev bulduğu için çok sevinmişti. Yol parası vermeyecekti. Tam iki ay olmuştu okula başlayalı.

 

Yolda üniversiteli gençleri gördü. Öğrencilik günleri geldi aklına. Acele acele yurttan çıkıp derse gittiği günler. Ne güzel günlerdi. Öğrenci harçlığıyla her şeyi yapardı. Annesinin gönderdiği para çok bereketliydi çünkü. Öğrencilik yılları. Her şeyin onun etrafında döndüğünü sandığı yıllar. En güzel, en zeki, en havalı benim dediği yıllar. Okul bitince hayatı daha da güzelleşecek her şey yoluna girecekti. Hayal kurmayı severdi, hayalleri gerçekleşecekti, gelecekten ümitliydi. Güzel bir kızdı. Kumral uzun saçlı,  mavi gözlü, uzunca boylu, zayıf endamlıydı. Elinden geleni yaptı Firuze. Fakülteyi dört yılda bitirdi.

 

Âşık oldu,  her genç kız gibi sevdi. Sevdiği adam Ayhan, geçen yıl Erzurum’a atandı.

 Sık sık telefonda görüşüyorlar son zamanlarda ise tartışıyorlardı. Dün akşam tartıştılar yine. Ayhan artık bu sınavı takmaması gerektiğini, üzülmemesini söylüyordu Firuze’ye. Dört yıl boyunca denedi Firuze. Her sene o kör olası sınavı geçip atanacağı günü hayal etti. Ayhan’a beklemesi gerektiğini çok emek verdiğini önünde sonunda bu işin olacağını söylüyordu. Buradaki okulunda ücretli öğretmenlik yapıyordu. Bu yaz gene deneyecekti. O lanet sınavdan çok yüksek puan almayı hedefliyordu.

 

Bu düşüncelerle biraz daha hızlandırdı adımlarını. Okulun demir kapısı görünmüştü işte. O gri demir kapıyı açıp bahçeye girmek bahçedeki çocuk sesleri, bir o yana bu yana koşan çocuklar mutlu ediyordu onu. Okulda olmaktan mutluydu ama bu mutluluk garip bir mutsuzluğu taşıyordu içinde. Çoğu zaman bir sığıntı gibi hissediyordu kendini. Diğer öğretmenler ona karşı naziktiler. Öğretmenler odasında yapılan sohbetlerin çoğuna katılmıyor sadece dinliyordu. Vücudu orada ama beyni hep bir şeylerle meşguldü.

 

Öğrencilerle arası iyiydi. Türkçe öğretmeni olmanın güzelliklerini taşıyordu. İşlediği konular ilgi çekiciydi, sanat, tarih, coğrafya, felsefe, hepsiyle iç içeydi Türkçe. Anlama, anlatma çalışmaları öğrencilerle arasının sıcak olmasını sağlıyordu. Ergenler konuşmayı, anlatmayı, gevezelik yapmayı seviyorlardı.

 

Geçenlerde koridorda nöbet tutarken önünde yürüyen iki öğrencinin kendisi hakkında konuştuklarına şahit oldu. Tombulca olanı diğerine Firuze öğretmenin bu okulda geçici olduğunu seneye burada olmayacağını o yüzden çok da takmamak gerektiği gibi şeyler söylüyordu. Onlar ilerlerken bir anda yerinde durdu Firuze. Ne diyebilirdi ki haklıydı çocuklar. Seneye ne olacağı belli değildi.

 

Ayrıca son günlerde müdür yardımcısı ile arası iyi değildi. Yarasa kılıklı herif bütün angarya işleri Firuze’ye vermeye çalışıyordu. Bir defasında Firuze itiraz etti bu işin kendisinin işi olmadığını söyledi. Tartışmanın sonunda müdür yardımcısının son sözü şu olmuştu.

“Zaten pamuk ipliğine bağlısınız.”

“Aslında adam haklı. Pamuk ipliği gibi hayatımız. Ve git gide inceliyor.”  diye geçirdi içinden.

İki gün önce maaşını çekti Firuze. Bin sekiz yüz seksen beş lira. Yedi yüz lirasını kiraya çıkardı. Bu ay da annesine para gönderemeyecekti. Oysa okurken ne sözler vermişti ona.

 

DEVAM EDECEK...

 

 

 

 

.

 



Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
Etiketler :
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
DİĞER HABERLER

Son Yorumlar
Sabri
Bolu nun kadrini Bolu da yaşıyan bilir. Gerçekleri dile getiren her kişiyi
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Bolu Havadis | http://www.boluhavadis.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2019 - 2020