Bolu Havadis
15.12.2019
Bolu /   9°C

19 Kasım 2019 - 15:16
ÖĞRETMENE ŞİDDET SON BULSUN !
ÖĞRETMENE ŞİDDET SON BULSUN !

 

Türk Eğitim Sen eğitim çalışanlarına yönelik şiddete dikkat çekmek, şiddetin önlenmesi ve caydırıcı müeyyidelerin getirilmesi amacıyla, basın açıklaması yapıp, Cumhurbaşkanlığı'na 81 ilden 81 mektup gönderdi.

Türkiye Kamu-Sen Bolu il Temsilcisi ve Türk Eğitim-Sen Bolu Şube Başkanı Erhan Bayram öncülüğünde Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası Bolu Şubesi İzzet Baysal Anıtı önünde bir araya gelerek son yıllarda öğretmenlere ve eğitim çalışanlarına karşı şiddet olaylarında da artışa dikkat çekmek ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a mektup göndermek için basın açıklaması yaptı.

“ŞİDDET VAKALARI ADETA TOPLUMSAL BİR CİNNET SEVİYESİNE ULAŞTI”

Türkiye Kamu-Sen Bolu il Temsilcisi ve Türk Eğitim-Sen Bolu Şube Başkanı Erhan Bayram, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gönderdikleri mektubu ilk olarak İzzet Baysal Anıtı önünde okudu. Mektupta Bayram, öğretmenlere ve eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin her geçen gün arttığına dikkat çekerek şu satırlara yer verdi; “Sayın Cumhurbaşkanım, Malumunuz üzere, şiddet olaylarında toplum sıhhatimizi etkileyecek düzeyde önemli bir artış söz konusudur. Başta kadın ve çocuklara yönelik olmak üzere, şiddet vakaları adeta toplumsal bir cinnet seviyesine ulaşmış durumdadır. Bu kapsamda öğretmenlerimize ve eğitim çalışanlarına karşı şiddet olaylarında da inanılmaz bir artış söz konusudur. Şu bir gerçektir ki, eğitim çalışanlarına yönelik şiddet meselesi, hali hazırda eğitim hayatımızın öncelikli ve önemli sorunlarından birisi haline gelmiştir. Gün geçmiyor ki, öğretmene dönük bir şiddet hadisesine dair bir haber medyaya yansımamış olsun. Sözlü ya da fiziksel şiddete maruz kalan, darp edilen ve hatta canına kast edilen öğretmenlerimiz yüreklerimizi dağlamaktadır.

“ŞİDDET UYGULAYANLARIN %67'Sİ ÖĞRENCİ YA DA ÖĞRENCİ VELİLERİDİR”

Durumun can acıtıcı bir diğer tarafı da öğretmenlerimize yönelik gerçekleşen şiddet vakalarının failleri, büyük oranda öğrenci ya da öğrenci velisidir. Sendikamızın geçen yıl gerçekleştirdiği bir anket çalışması göstermiştir ki, eğitim çalışanlarına şiddet uygulayanların %67'si öğrenci ya da öğrenci velileridir. Bu, üzerinde önemle ve uzun uzun düşünülmesi gereken bir noktadır. Dün, canından parçasını yani evladın! Okula getirirken "Eti senin kemiği benim" teslimiyetiyle ve muteber bir tutumla öğretmene yaklaşan bu toplum, ne zaman ve nasıl bu duruma gelmiştir? İşte problemin çözülmesi gereken asıl düğümü buradadır. Artan şiddet olayları, eğitim çalışanlarında can güvenliği endişesine dahi yol açmakta ve motivasyonlarını olumsuz etkileyecek ölçüde tedirgin etmektedir. Yani şu gözden kaçırılmamalıdır ki; öğretmene şiddet, sadece adli boyutu olan bir sosyal problem değil, aynı zamanda bir eğitim sorunu halini almıştır.

SON YILLARDA YAŞANAN ŞİDDETE ÖRNEKLER VERDİ

Sadece son birkaç yılda ölümle sonuçlanan şiddet olaylarına örnek verirsek; Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesinde araştırma görevlisi olan Ceren Damar Şenel, sınavda kopya çektiğini tespit ettiği öğrencisi tarafından 2 Ocak 2019 tarihinde üniversitedeki odasında hunharca öldürüldü. 2 Nisan 2019 tarihinde Gebze Atatürk Anadolu Lisesi'nde görevli müdür yardımcısı Necmettin Kuyucu öğrencisi tarafından okulunda vahşice katledildi. İzmir'in Ödemiş ilçesinde, 15 Aralık 2017 tarihinde öğrencisi tarafından vurularak öldürülen okul müdürü Ayhan Kökmen ve İzmir'in Karabağlar ilçesinde 25 Eylül 2012 tarihinde bıçaklanarak öldürülen Rabia Sevilay Durukan öğretmenimizi de unutmadık! Sanırım herkes kabul eder ki, öğretmenlere yönelik şiddet hadiselerinin artış göstermesinin nedenlerinin başında, öğretmenin itibarının rencide edilmiş olması gelmektedir. "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" şuuruyla yoğrulmuş bir medeniyet ikliminde, öğretmenler bu kadar kolay hakaret edilebilen ve her önüne gelenin şiddet uygulayabildiği kimseler olmamalıdır.

“İLK ADIM ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN İTİBARINI ARTIRICI TEDBİRLERİ ALMAKTIR”

Dolayısıyla bu noktada atılacak ilk adım öğretmenlik mesleğinin itibarını artırıcı tedbirleri almaktır. Bu amaç doğrultusunda yapılacak yasal düzenlemelerin yanı sıra, başta yöneticiler olmak üzere toplum kanaatini yönlendiren herkesin bu yüksek sorumluluk duygusuyla öğretmenlerimize yönelik söylem ve tutumuna dikkat etmeleri gerekmektedir. Öte yandan, şiddet hadiselerine zemin ve ortam hazırlayan başka hususlar' da görmek lazımdır. Öncelikle, güvenlik tedbirleri ve hizmetleri çok yetersizdir. Biliyoruz ki, okulların çok büyük kısmında yeterli güvenlik tedbirleri alınmamakta, Kent Güvenlik Yönetim Sistemine entegre kamera imkanları bulunmamakta, hatta bir çok okulumuzda güvenlik hizmeti sadece nöbetçi öğretmenler eliyle sağlanmaya çalışılmaktadır. Okullarımıza ve üniversitelerimize öğrenciler hatta öğrenci olmayan unsurlar sopa, kesici/delici alet ve hatta ateşli silah dahi sokabilmektedir. Öğrenci, veli ve diğer toplum kesimlerinin şiddet hususunda adli ve hukuki açıdan bilinçlendirilememiş olması, öğrencilerimizin bağımlılık ve kötü alışkanlıkların cenderesinde bırakılmış olması, disiplin mevzuatının yetersizlikleri, medyanın öğretmenlerimiz hakkında sorumsuz ve ölçüsüz yayınları ve en önemlisi de yasal koruma eksikliği eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olaylarına uygun zemin ve fırsat hazırlamaktadır.

“EN AĞIR CEZAİ MÜEYYİDELERİN UYGULANMASINI TALEP EDİYORUZ”

Sayın Cumhurbaşkanım, Biz eğitimciler olarak, eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması anlamında toplumsal bir seferberlik haline ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. Ki, zaten öğretmene yönelik şiddet sadece eğitim çalışanlarının sorunu değil, toplumun sorunudur. Çünkü unutulmasın ki, öğretmene verdiğimiz değer, aslında ülkemizin geleceği olan çocuklarımıza verdiğimiz kıymettir. Zat-ı alinizin iradesiyle ve TBMM'nin yapacağı yasal düzenlemelerle şiddetin önlenmesi yolunda mesafe katedeceğimize inanıyoruz. Hayatını eğitime adayan, bilgi ve tecrübesini aktarmak için ihlasla çaba sarf eden, öğrencilerini kendi çocuklarından ayırmayan ve fedakârca görevini yapan öğretmenlerimizin can güvenliğinin sağlanması anlamında yasal düzenleme yapılmalıdır. Türk Ceza Kanunu'nun 112 inci maddesinde düzenleme yapılmalı, şiddeti önleyici tedbirler ve caydırıcı müeyyidelerin getirilmesi sağlanarak eğitim çalışanlarının güvenlik içinde çalışması yasal koruma altına alınmalıdır. Ayrıca bu düzenlemeyle, eğitimcilere şiddet uygulandığında bir şikâyete bağlı kalmaksızın, fail hakkında kamu davası açılması ve en ağır cezai müeyyidelerin uygulanmasını talep ediyoruz. Saygılarımızla yüksek takdirlerinize arz ederiz" dedi. Konuşmasının ardından Bayram ve sendika üyeleri PTT'ye giderek yazdıkları mektubu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a gönderdi. 

 

 

 



İsim Soyisim :
E-Mail :

Bu habere ilk yorumu siz yapın.