Bolu Havadis

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Flash Haber
Kategori : GÜNCEL
Haberin Tarihi :   17 Nisan 2019 - 14:47

O’NUN SEÇME ŞANSI YOKTU

Büyüt
Küçült
O’NUN SEÇME ŞANSI

 

Kısmetsizler,

Kısmetliler,

 

Kanepenin üzerinde geçen yıllar, onun en kederli zamanlarını oluşturmaktaydı. Kanepede oturduğu zamanlarda kulakları en büyük dostuydu; göremediklerini onlarla görmeye çalışır, seslerin dünyasından sesleri onlarla algılardı.

 

Annesi bazen kapı önünde hazırladığı mindere taşır, gün boyu orada oturmasını isterdi. O, elindeki çubukla ya kedileri, ya da tavukları uzaklaştırırdı. Elinde ki ekmek parçasını almaya kalkan “Karabaş köpeğini” sever, annesinin, yemesi için yanına koyduğu ekmeği, onunla paylaşırdı. En iyi dostu ve arkadaşı Karabaştı.

 

Köyün harman yerlerinde oynayan yaşıtlarını izler, onların yaptığı hareketleri yerinde yapmaya çalışırdı. Çoğu zaman yapamaz, üzülürdü.

 

Bir gün evlerine Fidan öğretmen geldi. Ne de olsa misafirdi. Annesi bir taraftan çay hazırlarken, bir taraftan da, O’nun hikayesini anlatırdı. Sonra anlattıklarına üzülür, peştemalın eteğiyle gözyaşlarını silerdi.

 

Fidan öğretmen oradan ayrıldıktan sonra karışık duygular içinde evin yolunu tuttu. Gece boyunca aklında O vardı. Günümüzde özel eğitime ihtiyaç duyan çocukların sayılarının yaklaşık 7milyonunun üstünde olduğunu bir yerlerde okumuştu. Ancak bu durumda ki çocuklara sağlanan eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin çok sınırlı olduğu gerçeğini biliyordu. Engelli çocuğa sahip olan ailenin, çocuklarının eğitimi konusunda desteğe ihtiyacı vardı. Sabah okula gittiğinde durumu müdürü ve öğretmen arkadaşlarıyla paylaştı. Birlikte aldıkları kararı uygulamaya geçirip O’na tekerlekli sandalye aldılar. O, tekerlekli sandalyesine kavuşmanın mutluluğu içindeydi. Evlerinin bütün pencereleri aynı zamanda dünyaya açılan pencereleriydi. Sokaktan gelen sesleri duymakla kalmayıp, sesin sahiplerini de görüyordu. Aşağıda oynayan çocuklara yukarıdan komutlar bile veriyordu. Dünyası değişmişti. İçi içine sığmıyordu. Sosyal ortamı gözlüyor, kalben onların içinde geziyordu.

 

Fidan öğretmen, zaman zaman aileyi ziyaret ederken, O’nun okullu olması içinde ortam hazırlıyordu. Özür kişisel olabilir, ama sorun herkesin olmalıydı. Bu sebeple engelli çocukların eğitiminde ve rehabilitasyonunda ailenin bir sistem olarak ele alınmasının ihtiyaç haline geldiği,aile eğitimi, özürlü eğitiminin vazgeçilmez bir parçası olduğu bir gerçekti. Özel eğitime ihtiyaç duyan çocukların eğitimi gündeme geldiği zaman düşünülmesi gereken ilk durum, bu çocukların ailelerinin eğitimi ve çocuklarıyla kurdukları iletişim olmalıydı. Aile; dirlik, düzenlik, sevgi, saygı,mutluluk, güven, huzur, yardımlaşma, paylaşma ve yakınlığın geçerli olduğu sosyal ortamdı. Bu ortamı en yakın uzmanıyla buluşturmak gerekiyordu. Fidan öğretmen, okulun rehber öğretmeni ile görüştü. Bir gün rehber öğretmenle birlikte ziyarete gittiler.

 

Aradan kısa bir zaman geçmişti. Rehber öğretmen ailelerle toplantı yapmaya karar verdi. O’nun annesi de vardı. Rehber öğretmen, “Bilindiği gibi aile toplumun çekirdeği ve temelidir” diye söze başladı. Sonra devam etti. “Ailedeki asıl kuvvet annelerindir. Ailenin en önemli görev ve sorumluluklarından birisi, sahip olduğu çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmektir. Çocuğun eğitimi dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren ailesinde başlar, okulda devam eder. Engelli çocuklar da diğer çocuklar gibi eğitilmesi, sevilmesi ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasıgerekir. Aralarındaki tek fark eğitimlerindeki araç-gereç ve yöntem farklılığıdır. Önemli olan ailelerin çocuklarına iyi bir eğitim verebilmeleri ve eğitim-öğretim hayatında üzerlerine düşen görevleri yerine getirebilmeleri için çocuklarının özrü hakkında bilgi sahibi olmalarıdır.”

 

Toplantı bitmişti. Fidan öğretmen Rehber öğretmenle bakıştılar. İş amacına ulaşmış gibi görünüyordu. Anneler okuldan mutlu ayrılmışlardı. Kınayan yoktu, kızan yoktu. Ayrıca neler yapılması hususunda yeni bilgilerde kazanmışlardı. Kısmetsiz, şanssız diye nitelenen çocuk, kısmetli ve şanslı olmuştu.

 

Fidan öğretmen kararlıydı. Bunun için aileler ile sıkı ilişkiler kurmak, okulda alınan önlemleri evde devam ettirmek ve işbirliği yapmak gerekliydi. Rehber öğretmenle de iyi bir diyalogları vardı. Çünkü anne-baba özellikle özürlü çocuk için alınacak eğitim tedbirlerini bilmediğinde, okulda verilen eğitim evde bozulabilirdi. Bu bakımdan anne-baba eğitimi bu çocukların eğitiminin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalı ve yürütülmeliydi. Yani süreklilik olmalıydı. Şimdiye kadar özel eğitime ihtiyaç duyan çocuğun eğitiminde ve gelişiminde doğal eğitimci rolünü üstlenen anne ve babalar göz ardı edilmiş, eğitimde uygulayıcı olmaktan çok, bilgi alıcı olarak rol oynamışlardı. Ailelerin sürekli merak ve endişe içinde olduğu iki önemli konu vardı. Birincisi “şimdi ne olacak, ne yapacağım?” ve “benden sonra çocuğumun durumu ne olacak?” gibi kaygılar, ikincisi de bu kaygılarına ilaveten sorunla baş etme çabalarıdır; Sorunun çözümü için kime, nereye, nasıl ve ne zaman başvuracağını bilememektedirler. Artık yalnız olmadıklarını, hissettirmenin zamanı gelmişti. Sadece ne yapacağını bilmesi ve istenilen davranışların kazandırılması için en etkili çevre aile çevresi olduğu için aile eğitimine devamlılık sağlamak gerekliydi.  Öyle yaptılar. Öğretmenler büyük bir dayanışma içinde eğitimleri, toplantıları sürdürdüler. O artık okullu olmuştu. O’na anlayışla yaklaşan arkadaşları, O’nu seven öğretmenleri vardı. Anne babalara bilime dayalı, doğru bilgi verilerek uygun bir yaklaşımla iletişim kurulmuş ve O okulun üyelerinden biri olmuştu. O’nun annesi suçluluk hissetmiyordu; herkes gibi okul zamanı, okul yoluna doğru çıkıyor, tekerlekli arabasına yardım eden arkadaşlarıyla konuşarak geldiğini görüyordu. O, sosyal ortamın değerli bir üyesi olmuştu. Bir zamanlar eve gelen misafire dahi gösterilmeyen çocuğu, şimdi bütün kasaba halkı ve arkadaşları görüyordu.  Anne O’na baktıkça üzülüyor, eziliyor sorunlarla karşı karşıya kalıyor ama çözüm yolları sınırlı kalıyordu. Şimdi sorun da varsa, bu sorun, Fidan öğretmenin, Rehber öğretmenin, benim, senin, herkesin… O’nun okulda olması, sıkıntılı yüreğe sahip olan annenin, babanın rahat nefes almasıydı. Engelsiz günler dileğiyle…

 

 



Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
Etiketler :
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
DİĞER HABERLER

Son Yorumlar
İlhami ALTAŞ
Bu kutlu onurlu ve şeref dolu görevinde Yüce RABBİM yâr ve yardımcınız olsun
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Bolu Havadis | http://www.boluhavadis.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2018 - 2019