“Dünyanın en güzel halklarından biri olan Türk halkının ve dünyanın en güzel dillerinden biri, belki de birincisi olan Türk dilinin, yabancı memleketlerde tanınmasına vesile olabilmek ömrümün en büyük sevinci ve şerefidir.”
N. Hikmet RAN
Edebiyat dürüstlük ve samimiyet ister, siyasette ise samimiyet ve dürüstlük intihardır.
Edebiyat bağımsız bir ruh gerektirir. Siyaset ise bağımlılıktır.
Edebiyat iyiye, güzele ve sevgiye giden yoldur.
Siyaset; Kinle ve nefretle bütünleşmiştir.
***
Bizim yolumuz aşikardır;
Türkün ve Türk dilinin, Türk ahlakının yolunda Anadolu topraklarında fikirde, işte, dilde güçlü bir Türk Milleti oluşturmak.
Bu yolda siyaset ve siyasiler bizim için araçtır.
Biz siyaseti değil edebiyatı seçtik.
Siyaset, toplumu değiştirdiği gibi bizim Müslüman çocukların da yüreklerini kararttı.
***
O eline kadın eli değdiğinde yüzleri kızaran, haramdan korkan, kalp kırmaktan korkan, gece sohbetlerimizde Gazalinin, Yesevinin, Yunusun, Gaspralinin yolunda birlikte yemin ettiğimiz arkadaşlarımız artık o eski yüreğe sahip insanlar değiller.
Makam ve parayla gelen şeytani duygular, ruh köklerine işlemiş, yüreklerine hükmetmiş durumdadır.
Amaca giden her yolu mubah görmeye başlamışlardır.
Banyo yaparken donunu çıkartmaktan haya eden, kendine dahi çıplak görünmekten çekinen o temiz ruhlar, artık haram gecelerin vecd halinde kendinden geçer duruma gelmişlerdir.
Ruh güzelliklerinin hepsini terk edip, sadece şekil Müslümanlığına bürünerek, İslami ahlaktan sıyrılarak, türban, namaz, oruç gibi görüntüleşmişlerdir.
Köklerinden gelen ümmetçilik zafiyetiyle milli duruşlarından tamamen uzaklaşmışlardır.
***
Biz Nazımın cümlelerini sarıp sarmaladığımız gibi, Necipi de bağrımıza bastık.
Ama sesimiz ve sözümüz, Veysel gibi hep toprak koktu, buğday koktu.
Dün buğday kokan, çam kokan, Bolu Dağının sisi kokan, Kıbrıscıkın çeltik deresi kokan dostlarımız, bugün ihanet kokuyorsa bizim de sorumluluk alıp bunları halkımıza anlatmamız gerekiyordu.
Edebiyatta, gazeteciliğimizde, Kur-anda bize bunu emrediyordu.
Anlattık da…
Anlaşıldık mı?
Hayır…
Umudumuz anlaşılmaktan yana.
***
Zamanında diz çöküp, Kuran okuyup, Akifin şiirlerinde birlikte ağladığımız bu arkadaşlar, gerçeği görüp Millete döner mi bilmem!
Ama; 2019a şunun şurasına ne kaldı ki,
Adliye sarayı bitmeden,
Ercoşkun, konutları dikmeden,
Doğanay, az pişmiş kaz yiyemeden,
Bizim mahallenin yosması çilli Ayşe kocaya gitmeden sandıktayız…








