Ben bu ülkeyi, her şeyiyle çok sevdim;
Boklu dereleri de benimdir, billur çağlayanı da.
Fahişesi de benimdir, hanımefendisi de...
Bir hesabım varsa kendi içimde görürüm,
Elin yastığıyla gerdeğe girmem...
***
Nefret ve kin bir yazarın yüreğini karartmamalı. Yazar nefretini yenebilen insandır.
Gazete sayfalarını okuyoruz. Ağız dolusu nefret kusuyorlar.
Bu kadar şebelek yazar bu topraklarda ne zaman yetişti.
Bize ne yaptıysa İsrail tohumu yaptı.
Anneme çok yalvardım;
Kurban olayım, o İsrail tohumlarından ekme, kirletme Karadeniz kokan topraklarımı.
Benim ihtiyarım sözümü dinledi, Karadeniz topraklarını temiz tuttu
Ama biz,
Basın camiasını temiz tutamadık.
Nereden geldi bu İsrail tohumları, gazetelerin köşelerine ekildi bilemedik.
***
Üniversite ile ilgili çok yazılar yazdım.
Artık öyle bir hale geldim ki, sadece okurlar değil ben dahi bıktım.
Bu yüzden uzak durmaya çalışıyorum.
Yeni Rektör Prof. Dr. Alişarlıya hoş geldin demek dahi demedim.
Durumun yeni Rektörle alakası yok, tamamen geçmişin bıkkınlığı.
Lakin, şu stadyum olayındaki ciddiyeti görünce dayanamadım.
Hoş geldin Rektör Bey.
Rektör Beyin bürokraside görev yapmış olması ve akademik camiadan uzak kalmış olması büyük avantaj.
O bahçede yetişip kalandan yönetici olarak bir fayda gelmez.
Rektörlerin akademik camia dışından atanmasında ki ısrarım hala devam ediyor.
Neyse konuyu dağıtmayalım.
Belli ki Rektör Bey, bürokrasiyi iyi biliyor ama Bolunun yönetim yapısını bilmiyor.
Üniversitenin şehirle bir türlü bütünleşememesi kanayan yaramız.
Lakin bu futbolla, stadyumla olmaz.
Gözünü seveyim, üniversitenin içine stadyumu sokma.
Öyle Gölköy etrafında, spor turizmi, kamp alanları falan olacak iş değil.
Topuk Yaylası örneği de yanıltıcıdır. Belli ki Rektör Bey futbola uzak bir isim.
Topuk Yaylasında kar fazla rakım yüksek, 2 ay kamp yapılabiliyor. Oysa Gölköyde daha uzun süre yapılır mealinde açıklama yapmış.
Rektör Hocam;
Futbolda kamp süresi zaten 2 aydır. Bu sürede Haziran ve Temmuz aylarıdır.
Birde devre arası kampı vardır ki, onu Boluda yapabilmek için tek çare,
Boluyu Mersinle Kıbrıs arasında bir yere taşımakla gerçekleşebilir.
Sakın bu fikri ilimizdeki yöneticilere söyleme;
Dünya da bir ilk der ve Boluyu taşımaya kalkışırlar!
Bu aramızda kalsın.
Diğer taraftan, bırak stadyumu, Bakanlık yapsın. Necip Başkan yapsın. Olmadı Belediye yapsın.
Biz fakülte yapalım. Yurt yapalım. Sosyal alanlar yapalım.
Olmadı üniversiteye hizmet verecek spor alanları yapalım.
Ama futbolu, stadyumu üniversitenin içine sokmayalım.
Bu şehrin önünü açacak, geleceğe taşıyacak olan üniversite, geleceğimize taş koymayalım.
Aslında sizinle dertleşecek çok konu var.
Ama üniversiteye giriş yasağım hala devam ediyor mu bilmiyorum.
Devam ediyorsa, güvenlik görevlilerine dağıtılan fotoğrafımı değiştirelim.
Annemin, ‘Uşuğum bağa benziyeceğune babana benzesaydun ya sitemine kurban giden uzun saçlı fotoğraflarımdan çıkartamaz çocuklar.
Velhasıl konular uzun Rektör Bey,
Lakin her şeye rağmen umutluyuz,
Umudumuzu kırma kurban olayım.








