Ülkemin neredeyse tamamını gezdim, ya görevim gereği ya da seyahat maksadıyla. Dilencisi olmayan tek bir şehirle bile karşılaşmadım.
Toplum durumu kanıksamış. Derinlemesine irdelemeden, tamamen yardımsever duygularla dilencileri çoğu zaman geri çevirmiyor.
Dilenenler beni tiksindiriyor net söylüyorum. Bu gün Türkiye Cumhuriyetinde hiçbir vatandaş dilenecek durumda değildir. Efendim işte işsizlik, yok efendim asgari ücret az, bunların hepsine katılırım. Ancak bunlar dilenmenin gereğini açıklamaz. Eğer kişi özürlüyse devlet özürlüsüne bakıyor, üstelik bakana da para veriyor. Eksikler, gedikler, yanlışlar daha farklı bir tartışma konusudur. Biliyorum ki hiçbir fakir dilenmez. Tiksintimin temel sebebi de bu.
Yaşadığım bu şehir beni endişelendirmeye başladı. İzzet Baysal Caddesinde dilencilik işi giderek sektör olmaya başladı. Günüm hangi saatinde giderseniz gidin sizi enteresan dilenciler karşılıyor. Bazı günler üç-beş palyaço beliriyor. Kim olduğu ne idüğü belirsiz. Elinde bir yalama şeker uzatıyor sana hayır diyorsun on adım gitmeden bir başkası kesiyor önünüzü.
Başka bir gün bakıyorsunuz palyaçolar yerini “size bir şey söyleyebilir miyim”cilere bırakmış. Gencecik kızlar bir dakika diye önünüzü kesiyor hayasızca. Başka bir gün şeker alır mısıncılar. Daha başka bir gün her köşe başında yolda kaldım diye ağlayan kadınlar…
Eline bir melodika kapan çocuk cadde boyunda. Üfleyip ses çıkarıyor sadece. Önünde bir karton kutu, enstrümanını dilendiriyor adeta.
Cips ve ya mendil sattırılıyor çocuklara cadde boyu. Kim yaptırıyor bu dilenciliği çocuklarımıza? Nasıl bir anne baba çocuğunu buna teşvik eder anlamak mümkün değil.
Başka bir pencereden bakılacak olursa, toplumun gözünün içine baka baka küçücük çocukların dilencilik yoluyla onursuzlaştırılması nasıl kabul edilebilir? Buna nasıl göz yumulur?
Başımda geçen bir olayı anlatayım daha anlaşılır olacak. Caddede yürüyordum eşimle birlikte. En fazla 11-12 yaşlarında bir kız çocuğu yaklaşıp “ Abi bir liran var mı?” dedi. Bende “Kızım söyle babana çalışsın” dedim. Çıkıştı bana. Bağırarak “ senden bir lira istedim canını mı istedim” dedi. Sarf ettiği ağza alınmayacak sözler kısmını geçiyorum.
Şimdi soruyorum: Bu çocukları bu kadar onursuzlaştıran kim? Yarın bu çocuklar aynı caddede başka suçlara karışırsa suçlusu kim olur? Çocukları dilenmeye alıştıran ebeveynler mi, görmemezlikten gelen bizler mi?








