Yakın Türk siyasi hayatının yazacak olan tarihçiler mutlaka şu kaydı düşecekler.
‘Siyasal İslamcıların siyasal Kürtçülerle iş birliği yaparak küresel emperyalist güçlerle birlikte 57ci hükümeti iş yapamaz, devleti yönetemez hale getirmiş ve kontrollerindeki basın yoluyla da ciddi sosyal buhranlar çıkararak, yarattıkları ekonomik krizin toplum nezdinde açtığı yarayı iyice derinleştirmesine ve Türk halkını yeni bir hükümet arayışına hatta tabiri caizse bir kurtarıcı arayışına sokmuştur.’’
***
Sevgili dostlar;
Devlet Bahçeli iktidarı boyunca çok net olarak şunu gördü.
Küresel sermayeye ve küresel güçlere, gerek Orta Doğu da, gerekse Türkiye’de gerek 57ci hükümet döneminde, gerekse önceki bazı hükümetler döneminde, hükümet olup da, kendilerine hizmet etmeyenleri Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alpaslan Türkeş örneklerinde olduğu gibi ne toplum nezdinde nede hükümet nezdinde başarılı olmalarına müsaade edilmedi.
***
Türkiye’nin iç ve dış sorunlarının devasa büyüklüğünü yaşayarak öğrenen Devlet Bahçeli Türkiye’nin yumuşak karnı ‘Kürt meselesinde’ Başbuğ Alpaslan Türkeş’in aksine düşünceler içerisindeydi.
Devlet Bey, Kürt meselesinde bir toplantıda ‘Türk Milleti’ kavramı yerine, ‘TÜRKİYELİLİK’ önerisini ortaya atınca şahin ülkücüler tarafından koparılan kıyametle hemen geri adım atmış ve mevcut konjonktürde MHP’nin Kürt meselesine bulaşmanın çıkmaz bir sokak olduğu inancı pekişmiştir.
57ci hükümet ortağı olduğu dönem de küresel güçlerle işbirliği ve çeşitli anlaşmalar içerisinde olan ‘Siyasal İslamcıların’ gömlek değiştiren tayfasının, yeni parti çalışmaları için toplumun bütün kesimlerinde öne çıkmış siyasetçileri etrafına topladığını gören Devlet BAHÇELİ ortağı olduğu hükümeti devam ettirmenin daha derin yaralar açacağını görünce bir yayla festivalinde AKP’ ye iktidar yolunu açan ‘Erken Seçim’ işaretini vermiş oldu.
***
Türkiye’yi yönetmede yeterli bilgi, donanım, birikim ve büyük enerjiye sahip olmanın şart olduğu su götürmez bir gerçektir.
Bu hususta bir olayı nakletmek isterim.
57ci hükümet döneminin Genel Kurmay Başkanı, Bilecik Bozhöyük doğumlu Hüseyin KIVRIKOĞLU ile hem köylü hem de anne tarafından akraba olan Bilecik MHP Milletvekili Hüseyin ARABACI özel bir görüşmenin bilgisini vermek üzere Devlet Bahçeli’nin makamındadır.
(Asker arkadaşım olan Hüseyin Arabacı’nın bana o görüşme ile ilgili ilk anlattığı şey ‘ben hayatımda hiç bu kadar yılgın ve bitkin bir ifade görmedim. Türkiye gibi bir ülkeyi bu ruh hali ile yönetmemiz mümkün değil)
Devlet Bey’e görüşmenin sonun da ‘Efendim müsaade ederseniz bu özel konuların dışında başka konular var sizinle istişare etmek isterim’ der.
Bahçeli nezaketle ‘buyurun efendim’der.
Hüseyin Arabacı kısa bir 57 hükümetin başarısızlık özetini yaptıktan sonra MHP tabanının öfkesini ileterek bu öfkeyi iyileştirici çalışmalar yapma konusunda Parti yönetimini harekete geçmesini aksi takdirde seçimlerde çok ağır sonuçlarla karşılaşabileceklerini ifade ediyor.
Devlet bey yüzünde tek bir çizgi bile oynamadan dik dik bakarak; Hüseyin bey siz nere Milletvekilisiniz?
-Bilecik Efendim.
-Bilecik’in kaç milletvekilliği var?
-İki efendim.
-Seçim de ikisini de alsak ne olur, almasak ne olur Hüseyin bey!
Sessizlik…
-Siz bana İstanbul gibi 20 milletvekili mi kazandırıyorsunuz ki gelip bana akıl veriyorsunuz!
-Efendim 2 yi kazanamayan 20 yi nasıl kazanacak?
-Görüşme bitmiştir çıkabilirsiniz.
***
Aslında bu görüşme Devlet beyin Hükümet olma konusunda ki net görüşüydü.
Yönetemeyen ve yetersiz kalan.
Çünkü Devlet Bahçeli aksiyon adamı değildi
Az konuşan, az okuyan az sosyal olan ama derin diyaloğu olan ve çok düşünen.
Türkiye’ye bir aksiyon adamı lazımdı?
Sözünü dinlemeyen Genel Müdüre, Başbakanlık makamında ana avrat düz giden.
Müteahhide Süleymaniye camiinde ‘Bayram namazını burada kılacağım’ dediğinde,
‘Efendim yetişmez’ cevabını aldığında
‘Ulan camiinin içinde bana ana avrat sövdürme’ diyebilecek ve bayram namazını o camide kılacak
ahlaksızlık yapan Bakan’ı korumaları elinden zor alan bir adam lazımdı.
Bu adamı Devlet Bey seçmedi.
Küresel güçler ve küresel sermaye seçti.
Enerjisi bitmeyen, gece gündüz çalışan,
Devlet Bey’e düşen de bu adamı çeşitli badirelerden koruyup, sıkıştığı zamanlarda ‘diyalogcularıyla istişare edip başarıyla önünü açıp ‘Milli Devlet’ çizgisine getirmekti.
Son söz.
Devlet Bahçeli 57ci hükümet macerasından sonra MHP’nin dünya görüşünü ‘9 ışık doktrininden’ koparmış ‘Milli Beka’ ve ‘Devletin Geleceği’ eksenine oturmuş.
Çerçeveyi daraltmış ve bu eksende siyasetini oluşturmuştur.
Bu siyaseti yönetmede Ülkü Ocağından Kara Murat desteği.
AKP hükümetinden HUKUK desteği alarak yoluna devam etmektedir.
Önünde ki en büyük tehlike ise eski ülkücülerin kurduğu İYİ PARTİ görünmektedir.








