EMEK SÖMÜREN KUTLAMA MESAJLARI

1 Mayıs, Karl Marksın proleter, bizim ise amele ya da işçi dediğimiz, ekmeğini taştan çıkaran, alın teriyle helal kazanan emekçilerlerin günü. Bütün dünyada işçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi,, emeklerinin karşılığını alabilmeleri yani işverenler tarafından sömürülmelerinin önlenebilmesi için ortak değerler oluşturulması hususlarına dikkat çekmek için düzenlenen ‘Emek ve Dayanışma Günü

Emekçilerin sömürüldüğü düzene dikkat çekmek için kutlanan bu gün de de kutlama bahanesiyle emekçiler sömürülektedir. Kutlama bahanesi ile emekçiler nasıl sömürülür diye soracak olursanız onu da izah edelim. Her 1 Mayıs olduğunda Belediye Başkanlarından tutun da milletvekili ve bakan, ne kadar siyasetçi varsa mesaj yayınlayıp, işçilerin emek ve dayanışma gününü kutluyorlar, güya sizinleyiz, biz emeğe saygılıyız mesajı veriyorlar. Bazılarınız ne var bunda diye soracaklardır.

İlk bakışta bu masum kutlama mesajlarında bir şey yok. Ancak bu mesajı yayınlayanlar, temsil ettikleri kurumlarda işçilere en büyük zulümleri yapanlardan ise, işçilere mobing uygulayıp, yandaşları almak için haysiyetine dokunup istifaya zorlayanlardan ise bu kutlama mesajları emek sömürüsü üzerinden kendi reklamını yapmak demektir.

Bu sömürüyü yapan siyasiler bir de milliyetçi muhafazakar geçinip, İslami terminolojiyi kullanarak alın terini kutsal saydıklarını ifade ederek bu sömürüyü yapıyorlarsa bunun adı da münafıklıktır. Bu reklamcı emek sömürücülerin yüzlerine şu gerçekleri çarpmak gerekir. Biz sizi iyi tanıyoruz. Sizin için işçi demek çalışmaya muhtaç, bundan dolayı da size mahkum kölelerdir. Siz bu köleleriniz için iş hukukunu uygulamaya gerek görmezsiniz. Yasal olarak yapmaması gereken işlerde çalıştırır eğer bir itirazla karşılaşırsanız, beğenmiyorsanız işte kapı dersiniz. Sendikal haklarını elinizden geldiğince vermemeye çalışırsınız. Sendikalı diye o işçiyi vebalı gibi görürsünüz. İşten ayrılmak zorunda kalan işçilere mahkeme zoru olmadan hak ettiği ödemeleri yapmazsınız. İşçiler arasında da ayırım yaparsınız. Torpillilere bürolarda uyduruk işler vererek rahat ettirirsiniz, torpili olmayan gariban kesimini de araziye sürer en meşakkatli işleri yaptırırsınız. Bütün bunları yaparken ne İş Hukuku ne de Allah Rızası aklınıza gelmez. Ama ne zaman 1 Mayıs gelse hepiniz hümanist kesilirsiniz. Kutlama mesajlarınızdaki sözler gözlerimizi yaşartır. Ancak 2 Mayıs sabahı her şey yine eskisi gibidir. Huylu huyundan vazgeçmez. İşçiler yine kardeş patron ise yine kalleştir.

Emeğin hakkına sahip çıkmanın Müslümanlıkla ya da bir başka dinle ilgisi yoktur. Elbette başta Yüce dinimiz İslam olmak üzere bütün dinlerde emeğe saygı esastır. Ancak emeğe saygı her şeyden önce insani, ahlaki bir durumdur. Ahlakı olmayan bir insan hangi dine mensup olursa olsun ne emeğe ne de başka birşeye saygı duyar. Emile Zolanın Germinal adlı romanındaki maden işçileri de, Zonguldaktaki maden işçileri de bize hep aynı zorlukları anlatır. Germinali okuyan bir Müslüman nasıl bu işçilerin yaşadıkları zorlukları hissederken bunlar Hıristiyan demez. Yine Zonguldaktaki madencilerin karşılaştıkları zorlukları okuyan bir Hıristiyan da bunlar Müslüman diye düşünmez. Bunlar işçi, bunlar emekçi derler.

Ahlaklı bir patron ya da siyasi yönetici, işçileri önce insan olarak görür ve insan olmasından kaynaklanan haklarına saygı duyar. 364 gün işçi düşmanı 1 gün işçi dostu olmaz.

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
30MAY2017