Bolu Belediyesi’nin Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne bağlı çalışan kadın personeller, daha güzel bir Bolu için ellerinde süpürgeleriyle cadde ve sokakları temizleyerek ekmek paralarını kazanıyorlar.
Haber: Sevgi PİLGİ
Sabah erkenden mesaiye başlayan kadın işçiler, kendilerine ayrılan mahalle ve caddelerde gün boyunca temizlik yapıyor. Bolu Belediyesi temizlik işleri Müdürlüğü’nde çalışan kadın işçiler, güneş,
yağmur- çamur demeden işlerini yapıyorlar. Her bir emekçi kadının kentte sorumlu olduğu bir bölgesi var. Sabah 08.00‘da iş başı yapıp akşam 17.00’a kadar çalışan emekçi kadınlarının Başkan Tanju Özcan’dan, molalarda dinlenebilecekleri bir yerin olmasını istiyorlar.
“Bu işi yapmaktan mutluluk duyuyorum”
Belediye’de 5 yıldır çalışan 45 yaşındaki Fatma Gören, “Ben kendi isteğimle bu işe başladım. Ailem bu işte çalışmama sıcak baktı.
Bu işi yapmaktan mutluluk duyuyorum. Ben Kent Meydanı ve AVM’ye bakıyorum. Haftada bir gün izinliyim. Öğlen yemeklerini aş evinde yiyoruz. Ara molalarda dinlenebileceğimiz bir yer yok. Sigara izmaritleri, çekirdek kabuğu beni çok zorluyor. Vatandaşlardan ricam yerlere çöp atmasınlar” dedi.
“Alnımın teriyle çalışıp para kazanıyorum”
Park ve Bahçelerde görevli, 46 yaşındaki Fatma Topçu ise 6 yıldır bu işi yapıyor. Kadının da maddi anlamda eve destekte bulunması gerektiğini belirten Topçu, “Bir eve tek maaş yetmiyor. Ben önceden pazarcılık yapıyordum. Ama aldığım para bana yetmiyordu. Bir de çocuklarım da üniversiteye başlayınca artık bir işe gireyim dedim ve İŞKUR tarafından burada işe başladım. Ben aileme maddi destek olmak için çalıştım. Ben çocuklarımı okuttum. Eve bir katkım olsun, çoluk çocuğuma bir harçlık vereyim diye bu işe girdim. Başta çevremdekilerden çok tepki aldım. ‘Sen utanmıyor musun sokaklarda çalışmaya’ dediler bana. Ben de ‘alnımın teriyle çalışıp para kazanıyorum. Hiç de utanılacak bir şey yapmıyorum’ dedim. Ben daha çok bitkilerle ilgilenirim. Bitkilerin budanmasını, kazınması gibi işlere bakıyorum. İş arkadaşlarımla her zaman birlik içindeyiz. Zorlandığım zaman bana yardım ederler.
Birimlerimiz farklı olsa da bir şey istediğim zaman beni hiç kırmazlar. Yaptığım işin bir zorluğu yok, sadece sıcak olunca zorlanıyorum. Alaaddin başkanımız bize iş verdi, Tanju Başkanımız da bizimle çalışmaya devam etti. Allah ikisin de razı olsun” ifadelerini kullandı.
“Herkes işini hakla, adaletli yapsın”
5 buçuk yıldır temizlik işlerinde çalışan 47 yaşındaki Ayşe Tayşi ise; “Kışın zor oluyor. Soğuk olunca ısınacak bir yer arıyorsun, her yere de giremiyorsun. Yerlerimiz değişince lavabo bulma sıkıntısı da oluşuyor.
Onun dışında işim gayet iyi. Vatandaşların bazıları bilerek yerlere çöp atıyorlar. Bazı dükkânlar da biz zaten süpürüyoruz diye dükkanının önündeki çöpü almıyor.
Diyorlar ki; ‘Siz Belediyenin işçisisiniz, yapmak zorundasınız, bu sizin işiniz. Bizim sayemizde para kazanıyorsunuz.’ Tamam ben işimi seviyorum ama kasti çöp atmak da ne demek! Devletimiz bize farklı alanlarda işler de verebilir. Ben tamamen ülkemizin gelişmesini düşünüyorum. Çevre temiz olsa, kimse çöpünü yere atmasa, bizim de bu alanda çalışmamıza gerek kalmaz. Bizi başka işlerde de istihdam edebilirler. İnsanlarımız biraz daha bilinçli olsun. Biraz daha saygılı olsunlar. Herkes işini hakkıyla, adaletli yapsın. Belediye Başkanımızdan bir ricam var: Evlerde çöplerle geri dönüşüm ürünlerinin karışmasını önlemek amacıyla bir çalışma yapsalar çok güzel olur. Vatandaşlar, geri dönüşümle, evsel atıkları aynı yerlere atıyorlar. Yüzlerce şişe ziyan oluyor. İkisi birbirine karışıyor. Bunlar evlerden ayrılsın. Belediye tarafından böyle sosyal bir proje başlatılabilir. Projeye destek veren kişiler de ödüllendirilse daha çok insana ulaşır. İsrafın da önüne geçilmiş olur. İnsanlar anca çöpü evinden atmak derdinde. Kimse bunca şişenin, plastiğin ziyan oluşunu düşünmüyor” dedi.
“Ben emeğiyle çalışan bir anneyim”
3 yıl önce eşini kaybeden, çocuklarına hem annelik hem de babalık yapan 46 yaşındaki Ayşe Dikmen, 3 yıldır bu işten geçimini sağlıyor. Çocuklarına kendisinin baktığını söyleyen Dikmen, “Ben emeğiyle çalışan bir anneyim. İki evladım var. Büyük oğlum özel bir yerde çalışıyor, küçük oğlum üniversite okuyor. Çocuklarıma bakmak zorundaydım. Büyük oğlum evli. Buradan emekli olabilirim düşüncesiyle bu işe başladım. Çalışmak güzel. Eve gelir getiren tek kişi benim. Kimseye muhtaç değiliz çok şükür. Aldığım maaşı yettirmeye çalışıyorum. İşimden çok memnunum. Bu işi hiç gocunmadan yapıyorum. İşimle gurur duyuyorum. Bazı vatandaşlar, ‘erkeler evde oturuyor, eşleri çalışıyor’ diyorlar. ‘Ama benim eşim hayatta değil’ diyemiyorum. Sıcak, güneş olunca zorlanıyorum. Onun dışında işimden gayet memnunum. 11.00’da çay molamız var, öğlen 12.00’de yemek molamız var. 15.00’de çay molamız var. Molalarımızda dinlenebileceğimiz yerler yok. Bazen kahveye gidiyorum. Belli bir yerimiz yok. Kışın ısınmak için belediyenin içine, bankalara giriyoruz.
Yer için belediyeye talepte bulunmadık. Yemeğimizi zaten aş evinde yiyoruz. Vatandaşlardan bazıları çok duyarlı, bazıları çok düşüncesiz. Bazen yerlere tükürdükleri oluyor. Bazıları da kasıtlı olarak yerlere çöp atıyor” cümlelerine yer verdi.

“Bu iş benim güvencem oldu”
Sağlık sorunları olmasına rağmen çalışmaya devam eden, 5 yıldır bu işi yapan 56 yaşındaki Aynur Aykut, “Paraya ihtiyacım olduğu için bu işte çalışmaya başladım. Başka bir iş yapamam artık. Ben bu işte çalışmadan önce sokaklarda hurda toplayarak geçimimi sağlıyordum. Beni dışarda eski belediye başkanı Alaaddin Yılmaz gördü. Sonra beni belediyeye soktu. Allah ondan razı olsun. Hastalıklarım olduğu için başka bir işte de çalışamıyorum. Kalp krizi geçirdim. Bypass oldum. Astım, kolesterol, şeker hastalıklarım var. Almam gereken ilaçlarım var. Bu işte çalıştığım için kimseden tepki almadım. Hatta eşim çalışmam konusunda ısrar ederdi. Herkes benden gurur duyuyor. Ben de işimi çok seviyorum. Pandemi sürecinde kronik hastalığım olduğu için 4 ay boyunca evde kaldım. Bu süreçte bunalıma girdim. Bir an önce işimin başına dönmek istiyordum. Bu iş benim güvencem oldu. Malulen buradan emekli olmak istiyorum” dedi.









