İlimizin kronik sorunu haline gelen gelişi güzel çevreye bırakılan tavuk gübreleri, yaz aylarının gelmesiyle birlikte insan ve çevre sağlığını tehdit etmeye başladı. Özellikle şehir merkezine yakın köy ve mahallelerde tarlalara dökülen tavuk gübrelerinin çevreye yaydığı koku şikâyet konusu oluyor.
Beyaz et sektörünün yüzde 33’ün karşılandığı ilimizde, büyük bir istihdam sağlayan beyaz et sektörünün beraberinde getirdiği tavuk gübresi sorununa bir türlü çözüm bulunamıyor.
İlimizde özellikle yer altı ve yer üstü suları açısından tehdit oluşturan gelişi güzel çevreye bırakılan tavuk gübrelerine bir çözüm bulunmasını isteyen vatandaşlar yetkilileri bu konuda çözüm bulmaya davet etti.
ÇEVREYE BÜYÜK ZARAR VERİYOR
Kanatlı sektörü, yumurta ve et ürünlerine artan talep nedeniyle dünya çapında en hızlı büyüyen tarıma dayalı endüstriler arasında yer almaktadır. Kanatlı üretimi sonrasında ortaya çıkan gübrenin bertaraf edilememesi kanatlı endüstrisinin ciddi bir problemidir. Endüstri, hızla artan beyaz et ihtiyacına cevap verebilmek için büyüme atılımları içerisinde olur iken artan gübre çıktısına bir çözüm bulunulamamıştır. Üretimin çıktısı olan gübre ise gelinen bu noktada toprağı, havayı, yeraltı ve yerüstü sularını kirleten, etrafa viral ve bakteriyel hastalıklar saçan ve depolandıkları açık alanlarda kötü kokular yayan bir atık olmuştur.
Tavuk altlığı; tavuk dışkısı, tüyler, yatak malzemeleri ve dökülen yemler, ilaçlar ve suyun karışımı ile oluşmaktadır. Bu atığın bir kısmı, özellikle azot içeriği nedeniyle organik bir gübre olarak görüldüğünden kümeslerin civarındaki çiftçiler tarafından veya yasal olmayan şekilde toplanıp pazarlanarak uzak mesafedeki arazilerde gübre olarak kullanılmaktadır. Atığın geri kalanı ise yakın bölgedeki herhangi bir alana gelişi güzel atılmakta veya depolanmaktadır. Doğaya atılma yöntemlerinden biri de su kenarlarına boşaltarak zamanla suyla taşınması yoluyla atığın uzaklaştırılmasıdır.

HEM İNSAN HEM DE ÇEVRE SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR
Ancak etlik tavuk dışkısı, gübre olarak kullanılsa da doğaya gelişigüzel bırakılsa da yağmur, rüzgâr ve diğer atmosferik koşulların etkisi ile doğal kaynakları kirletmekte, yeraltı ve yerüstü sularına karışmakta, viral ve bakteriyolojik yayılıma yol açmakta hem tarım arazilerini hem doğal kaynakları, hem de insan ve hayvan sağlığını tehdit etmektedir. Bunun sebebi; tavuk altlığında bakteri, mantar, helmint, parazit protozoa ve virüsler dahil olmak üzere birçok zararlı patojen ve tatlı su kütlelerini kirleten azot ve fosfor bulunmasıdır. Tavuk altlığı gübre olarak direkt kullanılsa dahi yer altı suyuna ve toprağa karışan bu zararlı maddeler sonucu zaten kısıtlı olan su kaynaklarımız tehlikeli maddelerle kontamine olmakta, uzun vadede toprağın verimi olumsuz yönde etkilenmektedir. Tarımda 2 - 3 yıl kullanımdan sonra toprağın yapısının bozulduğu, ürünlerde verimsizlik oluştuğu sıklıkla görülmektedir. Ayrıca kontrolsüz depolama sonucu yayılan patojenler sonucunda, zaman zaman üretim yapılan kümeslerdeki canlı tavuklar bile hastalanmakta, atıklar sektörün kendisine de zarar vermektedir. Bunlara ilaveten, tavuklara verilen yemlerden ve aşılardan kaynaklı antibiyotikler, yumurta ve et güçlendiriciler gibi büyüme hormonları, ağır metaller ve pestisitlerin toprakta birikerek insan sağlığını ve genetiğini olumsuz yönde etkilediği bilimsel araştırmalara konu olmaktadır. Dolayısıyla, tavuk gübresi içerdiği patojenler ve kimyasallar sebebiyle; orta vadede topraklarımızı verimsiz kılarken, sularımızı içilemez ve canlı yaşayamaz hale getirmekte, insanların, tavukların, büyükbaş vb. hayvanların ölümlerine kadar gidebilen ciddi hastalıklara yol açmaktadır. Son olarak da, tavuk altlığı keskin ve rahatsız edici bir koku yaydığından yaşam kalitesi ile turizme olumsuz etki yapmakla sınırlı kalmaksızın, bu kokunun arka planında Sera gazlarının atmosfere salınımı, atmosferik bozulma ve asit yağmurlarında rol oynamaktadır.









