DEVLET BAHÇELİ'Yİ ANLAMAK-4

Ulaştırma Bakanlığı çıkmazı!

Akademik kökenli Devlet Bey, MHP Genel Başkanlığı seçiminde kendisine büyük destek veren ülkücü üniversite hocalarına büyük vefa göstermiş ve iktidar yolunda bakanlık koltuğuna büyük oranda onları oturtmuştu.

Bu bakanlıklardan biri de, ‘Ulaştırma Bakanlığıydı.

TCDD -Türk Telekom-PTT- Kara Ulaştırma Genel Müdürlüğü-Telsiz Genel Müdürlüğü- daha sonra kurulacak Telekomünikasyon Genel Müdürlüğü, gibi ülkenin belki de en çok istihdam bakanlıklarından birine İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Profesörlerinden ENİS ÖKSÜZ beye teslim edilmişti.

***

Ülkücü gençlerin iş ve aş beklentisi Türk Telekom ve PTTnin kapısına büyük yığılmaya yol açmıştı.

Genel müdürlük ve Bakanlık her gün onlarca insanımızın iş talebiyle karışlaşıyordu.

Bu iki kuruluş elinden geldiğince istihdam imkanlarını yerine getirmeye çalışıyordu ancak bazı bürokratlar kendi amaçlarına hizmet ediyorlardı.

PTT  Genel Müdürü Dursun DAĞAŞIRAN ve Telekom genel müdür yardımcısı Muharrem Beşir ileriki hedefleri  (Milletvekilliği) için ne teşkilat ne de bakanlık talimatı dinliyor, kendi tanıdıkları ve hemşerilerini işe alıyorlardı.

Bu adaletsiz ve başına buyruk tavırlar camia da büyük sıkıntıya yol açıyor, milletvekillerini ve il başkanlarını seçmenleri karşısında zora sokuyor, onlarda bütün şikayetlerini MHP genel merkezine aktarıyorlardı.

Durum öyle bir hale gelmişti ki MHP genel merkezi sabahtan akşama kadar bütün bakanlıkların ve bürokratların dedikodularının yapıldığı yer haline gelmişti.

***

’’Ölürüm Türkiyem’’ güftecisi rahmetli Dilaver CEBECİ  beyin kanaması geçirmiş, bütün hafızası kaybolmuş adeta bir çocuk gibi bütün hayatı ve konuşmayı -okuma- yazmayı yeniden öğrenme çabasındaydı.

Dolayısıyla geçimini sağladığı gazete köşe yazarlığı da bitmiş geliri de kesilmişti.

İstanbuldan müşterek dostlar bana telefon ederek Enis ÖKSÜZ Beye, Dilaver beyin oğlu 20 li yaşlarda ki Çağrı CEBECİ’yi Türk Telekom’a yerleştirmesini ve Dilaver Bey’e bir yardımının dokunmasını rica etmişlerdi.

Bakan bey’e durum aktarmış ve ’’Ne demek. Dilaver beye bu iyiliği yapmayacak da ne yapacağız !!. ricasını emir telakki ederiz ’’ diyerek Özel kalemine hemen işe alınma yazısını elden bana verdirerek, bizzat ilgilen ve bana da neticeyi bildir demişti.

Elimde işe alınma yazsı ile Muharrem Beşir’in yanına gittim ve Bakan Bey’in yazısını getirdim dedim.

Verdiği cevap la şok olmuştum. Yazıya baktı ve ’’Bu ne ya, Bakan da her önüne geleni işe almam için bana gönderiyor’ dedi.

Cevaben Muharrem Bey bu her önüne gelen değil, dava hizmetkarı ama şimdi ciddi mağduriyet yaşayan bir şairimizin işi dedim.

Tamam bakarız gibi bir şeyler mırıldandı ve çıktım doğruca bakan beyin yanına gittim ve olayı olduğu gibi aktardım.

Bakan Bey de gülerek; ‘Yaa öyle mi? Dur ben onun kulağını bir çekeyim de aklı başına gelsin’’ cevabını verdi.

Netice itibarıyla tam üç ay boyunca her hafta bakan beyin yanına gitmeme rağmen Şair Dilaver Cebecinin oğlunu işe koydurmadık.

En son Bakan beyin makamında ’’Efendim bu iş yarın sizin karşınıza çok şiddetli bir protesto olarak çıkacak gibi görünüyor dedim.

Nitekim yanılmamıştım. Bakan bey İstanbulda halka açık bir toplantıda konuşurken dinleyici sıralarında oturan Dilaver Cebeci, şiddetle ayağa kalmış ve koltuk değneğine yaslanarak gözlerinden yaş akarak ’’yazıklar olsun, yazılar olsun beceriksizler, bize sahip çıkamadınız çocuklarımıza bizi rezil ettiniz, utanmadan birde konuşuyorsunuz!’’ sözlerini sarf ederek dışarı çıktı.

Bu olayı niçin anlattım?

Vatanseverlik sadece lafla olmuyor.

Vatanseverlik sadece makam işgal ederek te olmuyor.

Taraflı tarafsız herkesin Ülkücülüğüne şahadet ettiği bir Şairin sağlığı bozulmuşsa ve onun ricasıyla sırf kendisine baksın diye oğluna iş verilmesi ricasını siz yerine getiremiyorsanız, Bakan olarak sözünüzü bürokrata dinletemiyorsanız, siz hangi davayı devletin vazgeçilmez ilkesi haline getireceksiniz.

Bu olay sadece bir bakanlıkta vuku bulmuyordu.

MHPli bakanlıkların hemen hemen hepsinde bir MHPli bürokrat  azgınlığı hüküm sürüyor. Makam sahibi olan herkes kendini ’’Halife Ömer’’ yerine koyuyor ve başına buyruk işler yapıyordu.

Binlerce kiracısı olan TCDD taşınmaz Mallar Daire başkanlığına getirtilen bir bürokrat kira sözleşmelerini ’’kiraları güncelleştireceğim’’ gerekçesiyle iptal etmiş, yıllardır TCDD kiracısı olan binlerce aileyi MHPnin karşısına dikmişti.

Kendisine ’’ bu işi daha yumuşak bir şekilde yapamazımsınız ?’’ diye sorduğumda.

Bak burada iki kalem var. Biri devletin kalemi; onunla devlet işi yapıyorum. Diğeri benim; onunla da kendi işimi demişti.

***

İktidarın AKP ye devrinden sonra  baş edilmez kira artırımları sonucu infial halinde olan TCDD kiracıları yeni Daire başkanının kira indirimi ve çok yumuşak diyalogları sonucu AKP iş bilen MHP iş bilmeyen algısına sahip olmuştu.

Haftaya TCDD  Genel Müdürü bunalımı ve Bakan odası basan Milletvekilleri.

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Kayhan ACIKOL yazıları

21ARA2020