KALK VE YÜRÜ (Öfke'ye Dair)

Öfkesini yenen Şeytan’ı da yener. (Nehcü’l Belaga)

Bir süre herkes birbirinin yüzüne baktı. Sonra civanmert bir yağız öne atıldı:

- Benim Ya Resulullah! dedi.

- Sen dur Ey Ali! ile cevap geldi Allah Resulü’nden.

Amr ibn-i Abduved, ağza alınmayacak ne kadar küfür varsa hepsini sarf ediyordu.

- Yok mu benim karşıma dikilecek bir yiğit?!

Yine Ali ve yine Hz. Nebi.

- Sen dur Ey Ali!

Amr arsızlaştıkça arsızlaşıyor, müşrikler de bu sahne karşısında mutluluktan kendilerinden geçiyorlardı.

Onca Müslüman yerinden dahi kıpırdamazken, Resul-i Kibriya da Hz. Ali’ye artık muharebe için gidebileceğini söylüyordu.

Uzun uzadıya bir hikayedir bu.

Ali, Amr ibn-i Abduved’den üç şey istemişti; ilki İslam’ı seçmesi, ikincisi Müşrik Ordusu saflarına geri dönmesi sonuncusu ise atından inip kendisi gibi piyade dövüşmesi.

Amr, atından inip savaşmayı yeğledi. Anlatılanlara göre de iner inmez, sağlam bir kılıç darbesiyle atının ayaklarını bedeninden ayırdı.

Harp başlamış ve o korkulası, uzun boylu, heybetli Arap Pehlivanı başına aldığı darbe ile yere yığılmıştı.

Ali, düşman erinin göğsüne çökmüş son vuruşu yapacak iken; Amr, tüm küstahlığı ile onun yüzüne tükürmüştü.

Tekrar ortalığı bir sessizlik kaplamış ve herkes Ali’yi bekliyordu.

Derken Hazret, o insan azmanının üzerinden kalkıp, yürümeye başlamıştı.

Bir müddet sonra da yarım kalan işini bitirmiş ve Müşrik Ordusu yitirdikleri pehlivanları ile aslında savaşı da kaybetmişti.

Aslında Emirü’l Müminin Ali burada iki büyük zafer kazanmıştı. İlki ve Amr’dan daha önemlisi kendi öfkesini, nefsini yenmesi bir diğeri ise nispeten daha küçük bir zafer olan o heybetli Arap pehlivanını alaşağı etmesi idi.

Bu yaşanmış bir hikaye idi; ama öğüt alacaklar için birçok ders vardır.

Ama sen bunları şimdi okuduğun zaman bile eşine, çocuklarına, arkadaşlarına, devlet erkanına, komşuna, şoföre, esnafa bağırıp-çağıracak ve alıştığın gibi öfke kusmaya devam edeceksin.

O’nun öfkesinden O’na sığınırım.

Hintli bir bilge der ki; Eşine-dostuna öfkelendiğinde bunu sakın bastırma sadece kontrol et. Çık dışarı dolaş ya da al bir yastığı onu hırpala. Yastık sana asla cevap vermeyecektir. Sen de sana cevap vermeyen birisi olmadığı için yavaş yavaş sakinleşeceksin.

Öfkenin hem derinliği hem de süresi yönünden sınırlandırılması gerektiğini söyler Francis Bacon.

Hz. Nebi ne de güzel buyurmuştur:

"En kuvvetli pehlivan öfkesini yenendir."

Seneca güzel söyler:

"Öfke, çöken bir yapıya benzer, nereye düşse orayı da yıkar."

Öfkeye dair o kadar söylenecek söz vardır ki; günler boyu dillendirilebilecek bir konudur bu.

Mesela öfkenin nedenleri; Yine Francis Bacon şöyle der:

Öfkenin temellerinden birisi aşırı derecede alıngan olmaktır, çünkü içerlemeyen bir kimse öfkelenmez; sinirli, güçsüz, darılgan kimseler sık sık öfkelenirler.

İkincisi, gücendirici bir davranıştan insan bir küçümsenme halini sezer ve bu da onu sinirlendirir.

Son olarak da; bir kimsenin onurunu zedelenmiş hissetmesi öfkesini azdırır.

Öfkeyi zararla kapamamak için de bir takım şeylere riayet edilmesi lazım gelir; mesela, karşındakine batacak acı sözler söylememek.

Tut dilini...

Sonra insan öfke halinde gizli şeyleri açığa vurmaktan da kaçınmalıdır.

Bakın Hz. Ali bu konuda ne buyurur:

Öfke, sahibini belaya düşürür, ayıplarını ortaya çıkarır.

Hatta sözlerinden birisi de:

"Öfke gizli kinleri tahrik eder." şeklindedir.

Siz siz olun öfkeden kaçının; zira başı delilik, sonu ise pişmanlıktı

Diyeceksiniz ki niye şimdi bu yazı.

Başkan seçeceğiz ya.!

Bakalım biraz

Ne kadar sakin!

Ne kadar kontrollü!

Dilinden bal mı akıyor zehir mi?

Sonumuz pişmanlık olmasın da.

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Kayhan ACIKOL yazıları

19MAR2017